Connect with us

Blog Haber Makaleler

İroninin dibini ‘Zone’ladık (İronik Adam)

Yayınlama

-

Dikkat! Okuyacağınız bu yazı ironilerle doludur. İster çek çıkar, ister oku geç. Tamamen sana kalmış.

Bu hafta ironik bir yazı ile karşınızdayım. Şimdiden söyleyeyim yazı inanılmaz derecede ironik olacak. Bu haftaki fenomenimizin yazısı, diğer yazılara oranla biraz daha ciddiyet içerecek çünkü durumlar ciddi, durumlar güncel, durumlar siyasi.

-Vuuuuuuuuuuuu!

Ya tamam bir durun. Farkındayım şimdiye kadar siyaset ile bir alakamız olmadı, olmayacak da. İronik’in paylaşımlarının içeriklerine dalmayacağız siz de formatı az çok biliyorsunuz. Soru sorup çıkacağız o kadar basit. Tabi ciddi bir yazı olacak derken ne kadar ciddi olabileceğimi siz de biliyorsunuz. Onu da ekleyeyim dedim.

Neyse bu gereksiz açıklamayı yaptıktan sonra artık bu konuyu pas geçmek istiyorum. Anlamlandırmaya çalışmayın. İroni neydi lan diye Google’ı açmaya da zahmet etmeyin. Hizmette sınır yok, onu da anlatacağım.

Ecnebilerin “sarcasm” dedikleri ve iğneleyici konuşmaları ifade eden ironi kelimesinin sonuna gelen k takısı gibiyim bu gün. İroni yapmaya çalışırken rezil olan dayı gibiyim. Ciddiye alınmayan ama ironinin de dibine vuran adam gibiyim. Hayat karşısında hiçbir zaman “cool” olamamış ortamların çılgın çocuğu gibiyim.

Anladınız mı?

Aradığımız ironik adama ulaşmamız gerçekten sıkıntı oldu. Bu kez gerçekten sıkıntı oldu ama ironi falan yapmıyoruz. Ona sorduk, buna sorduk, şuna sorduk. Kendisine bile sorduk, yine aynı cevabı aldık. İş güç yoğunluğu derken baya bir uğraştık anlayacağınız. İronik adamla o kadar çok ironi üzerine sohbet ettik ki zaman büküldü, boyut kapısı açıldı. Evreni bükmeye yarayan, warp motoru teknolojisini, kelime öbeklerimiz ile oluşturduk.

Kim bu İronik Adam?

Nerelisin, nerede doğdun veya nerede büyüdün gibi gereksiz soruları geçmemiz yönünde bizlere ironik bir takım cümleler kurdu. Neyse ki nerede yaşadığını o kelimelerin içinden çektik, çıkardık aldık. Hey yavrum benim. Biz ne fenomenler gördük pehh… Aslına bakılırsa çok da görmedik ama siz yine de çaktırmayın.

Size bir şey söyleyeceğim şimdi. İronik Adam’ın cinsiyeti nedir desem bana ne söylersiniz?

Siz bunu düşünedurun ben yazıma devam edeyim. Bu cevabı merak ediyorsanız cevap, yazının içinde bir yerlerde saklı olacak.

Yok artık bunu yapacak kadar da kötü birisi değilim.

Kimi zaman asosyal olmaya yatkın da olsa arkadaşları ile vakit geçirmeyi de seven birisi. Biraz değişik. Gündelik hayatta kendini nasıl birisi olarak tanımlar sizce?

Kendisini şöyle tanımlıyor.

3’ü bir arada.

Bu bana farklı şeyler çağrıştırsa da reklama girmemesi için herhangi bir şey söylemeyeceğim.

Hazır konusu açılmışken; sitemizin prensipleri gereği şu anlık reklam almıyoruz. Sağ ve sol tarafta görmüş olduğunuz boşluklarda kumar ve bahisle ilgili içerikleri tanıtan bikinili ablaların olmama sebebi işte tam olarak bu.

İronik Adam’ın Sosyal Medyası

Bilmeyenler olabilir İronik Adam bir Twitter Fenomeni. Kendisinin binlerce takipçisi ve seveni var. Kendine has bir kitleyi de oluşturmuş.

Twitter’a başlama serüveni ise gayet sıradan, doğal, normal bir prosedür. O yapmış olduğu paylaşımlar ile bir yerlere gelmiş ki bu daha zor bana kalırsa. Patlama noktası yok, iten yok veya size elini uzatan yok. Tırnağıyla kazıya kazıya gelmiş desek çok da abartı yapmış olur muyuz bilmiyorum? Sanırım olmayız.

Erken dönem Twitter kullanıcısı kendisi. 2009 yılında hesapları takip amacıyla açmış Twitter’ını. Şimdiki hesabını yani İronik Adam’ı 2012 yılında açmış. Kendisi o tarihten bu yana ciddi bir kitleyi yakaladığını ve kitleyle erişimini güçlü tutmaya çalıştığını ifade ediyor.

Beni çeken ne biliyor musunuz? İronik’in hesabının o köpürmesi. Anlayamazsınız.

Anlarsınız gerçi durun şimdi açıklıyorum.

İronik’in Twitter profiline girin ve gönderilerini sırasıyla okuya okuya aşağıya doğru inin. Sıpa seven minik çocuktan, bir anda dehşete düşürücü bir kamyon kazası videosunu izlemeye, oradan da siyasi mevzuların içine dalmaya hazırsanız tabi. Bilmiyorum herkesin hoşuna gitmeyebilir bu tarz paylaşımlar ama benim gibi dengesizseniz hoş bulabilirsiniz.

İşte kendine ait bir kitleyi nasıl yakalamış ben cevabını vermiş oldum ama bir de ondan dinlesek hiç de fena olmaz. Tabi dinlemek derken lafın gelişi, okuyun siz.

“Kendime ait kitleyi nasıl mı yakaladım. Tabii ki paylaşımlarımla. Fakat belirli bir kitleye hitap ediyorsanız paylaşımlarınızda da istikrarı yakalamalısınız. Gündemi iyi takip ediyorum ve paylaşımlarımda da içeriklerimle bunu yakaladığımı düşünüyorum. Ortak değerleri korumaya çalışıyorum. Sırf paylaşım yapmış olmak için değil de daha çok kitleme çarpıcı içerikler sunmaya gayret ediyorum. Sanıyorum bu gayretin sonucunu alıyorum. Takipçilerime karşı samimi olmaya çalışıyorum. Yani paylaşımlarımda bunu yansıtmaya çalışıyorum. Belki çoğu zaman yorum katmıyorum ama içeriğin kendisi bile bazen kitlenizle aranızdaki etkileşimi arttırmayı yetebiliyor. Tabii aksi durumlar da söz konusu olabiliyor ama çok nadir. İçeriğinizi beğenmediği için sizi takipten çıkabiliyor ama bu çok az olan bir durum, en azından benim için. Özetle, takipçi kazanmak uğruna gündem olan her etiket için tweet atmaya, takipçilerimi tweetlere boğmaya çalışmıyorum. Kısa, çarpıcı, güncele hitap eden ve isabetli tweetler uzun vadede kitlemi korumamı ve arttırmamı sağlıyor.”

Twitter dışında konuşacak olursak, diğer sosyal medya platformları ile de arası iyi, hepsine hakim. Tabi hepsinde etkin olamasa da hepsinde var olmaya çalışıyor. Burada en sıkıntılı kavram vakit. Şakayı bir kenara bırakacak olursak kendisinin ne kadar yoğun olduğunu biliyoruz. Bu yüzden tüm platformlarda aktif olmasam da etkinim diye de belirtiyor.

Sosyal medya onun için bir iş. Eğlenceye pek vakit kalmıyor diyor. Sanki içinde bir uhde olarak kalmış gibi ama neyse, deşmeyeceğim.

Bugün sosyal medyanın hayatımızın her alanında olduğu reddedilmez bir gerçek. Aslında belirli bir kategoriden ziyade bir yaşam tarzı haline gelmiş durumda. Bazen iş, bazen eğlence, bazen hobi, bazen de o an neye ihtiyaç duyuyorsanız o. Ama benim için çoğu zaman iş.

Son Baktığımızda Takipçi ve Tweet Sayıları

Twitter: 449 bin + takipçi

Haziran 2012’de Twitter’a katılan İronik Adam hesabı ile İronik, 1.776 adet ironik Tweet atmış. Twitter’da @ironikadamm kullanıcı adı ile ironik tweetler atmaya devam ediyor.

İronik Adam Paylaşımlarını Nasıl Tanımlıyor?

“Genelde güncel bilgi diyebilirim ama gerektiğinde siyasi gerektiğinde de mizahi paylaşımlar yapıyorum. İçeriklerimi çoğu zaman güncele göre ayarlıyorum ama güncelin dışında da bazı konulara değinmek için yeni veya unutulmuş içerikleri de paylaşabiliyorum. Kategorize etmek çok isabetli olmayabilir çünkü o gün veya o hafta öne çıkan konular biraz daha öncelikli oluyor. Belli bir çizgiyi korumaya çalışsam da önceliğim güncel meseleler oluyor tabii.”

Şimdi biliyorsunuz ki sosyal mecrada insanlar paylaşım yaparken olmadıkları karakterlere dönüşebiliyor veya kendi tutumlarından dışarıya çıkarak farklı bir karaktere bürünebiliyorlar. Aslında bu en çok kurgu karakterlerde ortaya çıkıyor gibi gözükse de genel olarak hepimiz bunu yapıyoruz. Aslında hiç tepki vermeyeceğimiz ve umrumuzda olmayacak bir konuyu aşırı duyarlılıkla paylaşabiliyor ya da tam tersi bir tutum sergileyebiliyoruz.

Biz de İronik’e sorduk.

Gerçek hayattaki kişiliği ile sosyal medyadaki kişiliği arasında fark var mı?

Cevap ‘İronik’çe, akademikçe, değişikçe…

“Sosyal medya aslında bir yaşam tarzı. Karakterin de bir şekilde yansıdığı/yansıtıldığı bir mecra. İnsan gerek gerçek hayatında gerekse de sanal hayatında birbirinden çok ayrı şeyler değil aslında. Tabii her gün aynı modda olamıyoruz. Moralimize ve motivasyonumuza göre günü geçiriyoruz. Fakat yine de sosyal medya bunun biraz daha yüzeysel olarak yaşandığı bir alan. Dolasıyla gerçek hayatla birebir aynı değil. Paylaşım yaparken yüzünüz gülmeyebiliyor ama gülücük ikonunu yazabiliyorsunuz. Ya da gözyaşı dökmeseniz de cümlenizin sonuna ağlama ikonu ekleyebiliyorsunuz. Bu durum biraz ironik ve bazen ironik adam için de geçerli olabiliyor. Sonuçta daha çok soyut bir alan burası. Somut olarak duygularımızı yansıtmamız belki şu an için pek mümkün değil. O açıdan ironik adam ve ben çok farklı iki ayrı kişilik olmamakla birlikte zaman zaman farklı karakterlere dönüşebiliyoruz.”

İronik Adam’a göre Fenomen:

Bana göre Fenomen kendine has bir kitlesi olan ve onları yönlendirebilen kişidir. İçeriklerinin herkes tarafından taşınabildiği, farklı düşünce ve görüşlerin de sempati duyduğudur. Ancak günümüzde bazı arkadaşlar fenomen’i bol takipçisi olan, girdiği ya da oluşturduğu gruplar ile retweet’i kabarık olan kişi olarak tanımlayabiliyor. Bu da Türkiye’ye has bir durum olsa gerek. Fakat oldukça yanlış bir bakış açısı.

Sosyal medyada kimileri kimliğini rahatça paylaşırken kimileri ise kendilerine yeni kimlik oluşturarak paylaşımlar yapmaktan hoşlanıyor. Örneğin Tedaş’la yapmış olduğumuz söyleşide bize görünüşümle değil zekamla yapıyorum bu işi gibilerinden edebiyat parçalamıştı.

İronik Neden İronik?

“Sosyal medyada değil aslında sadece Twitter için bu söz konusu. Twitter genelde bürokratların ve medya mensuplarının yoğunlukta olduğu bir yer ve paylaşımlarınız herkese açık, benim de kişisel amaçlı kendimi tanıtmaya, herkese açık bir paylaşım yapmaya ihtiyacım olmadığı için böyle bir isim düşündüm. Bunun üzerinden devam ediyorum.”

Son olarak sosyal medyaya abanmayın gençler diyor ironik. Kafayı takmayın hayatta daha ciddi şeyler var. Sosyalleşin çıkın eğlenin gezin diyor ve ekliyor:

“Sosyal medya bizi uzaktakilerle yakınlaştırıyor ama yanımızdaki insanlardan da uzaklaştırıyor. Biriyle aynı masada otururken bile bedenen orada olursunuz ama ruhen değilsinizdir. Bu ilişkilere dikkat etmeliyiz. Sosyal medya hayatımızın bir parçası evet belki de büyük bir parçası ama tamamı değil. Bunu bu şekilde değerlendirmeliyiz. Gerektiğinde ve gerektiği kadar kullanılırsa hem faydalı hem de eğlenceli olur. Fakat gereğinden fazla ve vazgeçilmez olarak görürsek bu bizim felaketimiz bile olabilir. En yalın haliyle sosyal medyayı amaç olarak değil amaçlarımız doğrultusunda kullandığımız bir araç olarak görmeliyiz.”

İronik’ten Twitter Tüyoları

“Kaliteli içerik için özgün ve sade çalışmalar yapın. Karmaşık, uzun, aşırı ciddi paylaşımlar takipçilere itici gelebiliyor. Bununla birlikte her paylaşım platformunun kendine has bir tarzı var. Buna uygun içerik ve görsel hazırlamak gerekiyor. Twitter’da en çok yapılan hatalardan biri kare görselle paylaşım yapmak. Görselin tamamını görmek için insanları o görsele tıklatmak. Bu sadece bir örnek. Dolayısıyla her bir sosyal medya platformunun öne çıkarma tekniği kendince farlılık arz ediyor. Sanırım önemli olan bunu yakalayabilmek. Aksi taktirde etkileşiminiz zayıflar. Etkileşimi arttırmanın en kolay yolu kitlenizin en direkt değil de direkt olarak içeriğinize ulaşmasını sağlamak. “

Yine keyifli bir sohbet oldu. İronik ama şeker gibi bir adamla gerçekleştirdik sohbetimizi. Bir sonraki Fenomen yazısında görüşmek dileğiyle, herkese iyi hafta sonları (Ya da yazıyı ne zaman okuyorsanız ona göre bir şeyler).

Continue Reading
Yorum yaz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Blog Haber Makaleler

Facebook’tan 2017 Yılına Genel Bakış Videosu

Yayınlama

-

2 milyarı aşkın aktif kullanıcısı ile dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook, her yıl olduğu gibi bu yılda “Yıla Genel Bakış” videosunu yayınladı.

Her yıl farklı bir tasarımla hazırlanan video, kullanıcıların o yıl içerisindeki önemli anılarını bir araya getirerek bir zaman tüneli haline getiriyor.  Aynı yıl içerisinde edindiğiniz arkadaşlarımızdan, toplam aldığınız beğeni ve ifadelere kadar çoğu veriyi görme imkânı sunuyor.

 

Nasıl Erişebilirim?
Yakında videolar kullanıcıların haber kaynaklarının yukarısında belirmeye başlayacak, dilerseniz buradan da istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz.

Continue Reading

Blog Haber Makaleler

Başarısızlıkla Sonuçlanan 5 Google Girişimi

Yayınlama

-

Teknoloji dünyasında sürekli yeni girişimler ortaya çıkıyor, bazı girişimler yatırımlar alıp oldukça başarılı olurken bazı girişimler de birinci yılını bile görmeden yok olup gidiyor. Bu kervana bazen dev şirketler bile katılabiliyor.

İşte dünyanın en büyük arama motoru Google’ın 5 başarısız girişimi:
1) Google TV
Google, Intel, Sony ve Logitech’le ortak geliştirilen akıllı tv platformu, Ekim 2010’da satışa çıkarıldı. Apple TV, Xbox 360 ve Roku gibi rakipleriyle mücadele edemeyerek 2014’te kullanımdan kaldırıldı. Ardından yaptığı değişikliklerle Android TV’yi başarıyla hayata geçirdi.

2) Google Glass
Google Glass duyurulduğu andan itibaren oldukça ilgi çeken bir girişim olmuştu. İlk olarak sınırlı bir kitleye sunulan girişim, maalesef beklenen etkiyi göstermedi. İlk olarak Google Glass Enterprice Edition ile kurumsal kullanıcılara yönelen akıllı gözlük, sessiz sedasız kayıplara karıştı.

3) Google+
Youtube hesabı olan her kullanıcıyı Google+ üyesi yapan Google’un çabaları pek sonuç vermedi. Beklentileri pek karşılayamayan Google+’ın başarısız bir girişim olduğunu söyleyebiliriz.

4) Android Home
Akıllı ev projesi olan Android Home, evinizdeki ışıklardan kapılarınıza kadar pek çok işlevi akıllı telefonunuzdan yönetmenizi sağlıyor. Fakat bu girişimde hüzünle biten projeler arasında yerini aldı.

5) Google Wave
Google’un bir diğer sosyal ağ denemelerinden olan Google Wave, 2012 yılında açılıp aynı yıl kapandı.

Continue Reading

Blog Haber Makaleler

Blog: Elektromanyetik dalgalar

Yayınlama

-

Radyokomünikasyon sektöründe son yıllarda belki de en çok tartışılan konulardan biri de Elektromanyetik Dalgalar.  Bu durumda,  GSM Baz İstasyonlarının sağlığa zararlı olup olmadığı konusu gündeme geliyor ister istemez. Öncelikle Elektromanyetik Dalgalar hakkında kısa bir bilgi vermek istiyoruz.

Uzayda yol alabilen Elektromanyetik dalgaların buluşu ve temel çalışmaları James Clark Maxwell ve Heinrick Hertz tarafından yapılmıştır. Elektromanyetik ismi, elektrik alan ve manyetik alan birleşiminden oluşmasından gelir. Bir elektromanyetik dalga, birbirine dik açılarda, aynı frekanstaki elektrik (E)  ve manyetik alanın (B)  oluşturduğu bir bütündür. Bu iki bileşen birbirine dik, elektromanyetik dalganın yayılma yönü ise her ikisine de diktir.

Elektromanyetik Dalga Çeşitleri

Elektromanyetik dalgalar dalga boylarına göre sınıflandırılır. Dalga boyu iki tepe noktası arasındaki mesafeye verilen isimdir. Elektromanyetik dalga çeşitleri;

Radyo Dalgaları: Sadece radyo sinyallerini değil, TV ve cep telefonu sinyallerini de taşırlar. Dalgaboyları birkaç milimetre ile onlarca kilometreye kadar değişebilir. Frekansları birkaç Kilo Hertz ile birkaç bin Mega Hertz arasında değişir.

Mikro Dalgalar: Yemek pişirmekte de kullanılan bu dalgalar evlerde yemek yapımında çok kullanılan bir kavramdır. Ayrıca telefon ve bilgisayarda veri transferi gibi iletişim amaçlı olarak da kullanılır. Işık, toz ve yağmurun içinden kolaylıkla geçebiliği için uzaydan dünyayı görüntüleme amaçlı da kullanılır.

Kızıl ötesi (İnfrared) Işınlar: Kızıl ötesi ışınlar 1 mikrometre ile 750 nanometre arasında dalga boyuna sahiptir. TV’lerin uzaktan kumandalarında, ayrıca gece görüş gözlüklerinde kullanılır.

Görünür Işık: Elektromanyetik dalgaların görebildiğimiz tek türüdür. Çeşitli renklerde kendini gösterir. Bu renkler, mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızıdır. Dalgaboyu kırmızıdan mora doğru azalma gösterir. Tüm bu renkler bir araya geldiğinde dalga boylarının toplamı görünür ışığı oluşturur.

Mor ötesi (Ultraviyole) Işınları: Mor ötesi ışınları insan gözüyle görülmez. 10 ile 380 nanometre aralığında dalga boylarına sahiptirler. Cilde zararlı olup, güneş yanığı ve cilt kanserine sebep olurlar.

X Işınları: Yüksek enerjili ve çok küçük dalga boylu dalgalardır. Elektron tüpleri üzerinde çalışırken Wilhelm Rontgen tarafından tesadüf eseri bulunmuştur. 10 nanometre ile 10 pikometre arasında dalga boyuna sahiptirler. Tibbi alanda görüntüleme yapmak için kullanılır.

Gama Işınları: Çok yüksek enerji ve çok daha küçük dalga boyuna sahiptirler. Atomların parçalanması ve bozunması sonucu açığa çıkarlar. Dalgaboyları 10 pikometreden küçüktür. Tıpta kanser tedavisinde kullanılır.

Elektromanyetik Dalgaların Sağlığa Etkisi

Elektromanyetik dalgaların sağlık yönünden zararları olup olmadığı konusu halen bilim adamlarının araştırma ve tartışma konuları arasındadır. Dünya Sağlık Örgütü’nce insan sağlığı; “Sadece hastalık ya da bedensel ve fiziksel güçsüzlüğün olmadığı bir durum olmayıp, bütün olarak fiziksel, zihinsel ve sosyal olarak iyi olma durumudur.” şeklinde ifade edilmektedir. Bu sebeple kamu sağlığına birinci derecede önem verilmesi hedefiyle halkın bilinçli bir şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda görülen tabloda, frekans spektrumunda, İyonlaştırıcı (Ionizing) ve İyonlaştırıcı Olmayan (Non-Ionizing) olmak üzere enerjilerine göre, başka bir deyişle canlılara etkilerine göre iki türlü elektromanyetik ışınım vardır.

1. İyonlaştırıcı (Ionizing) Elektromanyetik ışınımlar, hücrelerdeki molekülleri bir arada tutan atomik bağları iyonlaştırma (yani atomlardaki pozitif (proton) ve negatif (elektron) yükleri bir arada tutan yüksüz nötrona etki ile atomun yapısının bozulması) meydana getirmeye yetecek foton enerjisine sahip yüksek frekans bölgesinde olup, minimum 12 eV (elektron volt)’ tan başlayan enerji değerlerine sahiptir. Örnek olarak, Rontgen (X ışını), Gama ve Kozmik ışınlar verilebilir. Bu ışınlara fazla maruz kalmak, canlıya ait hücredeki organellerin hasara uğraması ve DNA zincirinin bozulması gibi etkilerinden dolayı tehlikelidir.

2. İyonlaştırıcı Olmayan (Non-ionizing) Elektromanyetik ışınımlar ise bu atomik bağları kırmak için gerekli enerjiye sahip olmayan fotonların oluşturduğu Elektromanyetik (EM) dalgalardır. Bunlar; görünür ışık, kızılötesi, mor ötesi, RF (Radyo Frekans) dalgaları, mikrodalga, statik ve manyetik alanlardır. Yani frekans tayfının 1 Hz (Hertz – frekans birimi-saniyedeki dalga sayısı) den başlayarak yaklaşık 1000 GHz’ lik bölümüdür. Ölçülen enerji değeri ise örneğin 300 GHz de 0,00125 eV olup, iyonlaştırma yapacak seviyeye göre çok düşük değerdir. Ancak bu alanlar, bazı faktörlere (yani mesafe, güç ve maruz kalma zamanı vs.) bağlı olarak vücutta ısıl etkiye (ısı artışı) sebep olduğu gibi, bazı uzmanlarca biyolojik etkilere de sebep olabileceği öne sürülmektedir. Kanser etkisi ise henüz kanıtlanmamıştır.

İyonlaştırıcı Olmayan Elektromanyetik dalgaların etkisinde kalan canlılarda; yukarıda belirtildiği üzere, ısıl ve ısıl olmayan iki tür etki oluşabilmektedir. Isıl etkiler, vücut tarafından emilen elektromanyetik enerjinin ısıya dönüşmesi ve vücut sıcaklığını arttırması olarak tanımlanmaktadır. Bu sıcaklık artışı, ısının, kan dolaşımı, ter vs. ile atılarak dengelenmesine kadar sürmektedir. Isıl olmayan etkiler ise hala bilinmemekte ve bu konuda araştırmalar devam etmektedir. Konu hakkında halen 3 görüş bulunmaktadır.

  1. Elektromanyetik Dalgaların iyonlaştırıcı etkisi olmadığından bir zararı yoktur.
  2. Elektromanyetik Dalgaların etkisi 15-20 yıl sonra ortaya çıkar.
  3. Mevcut limit değerler yüksektir ve Elektromanyetik Dalgalar insan sağlığına zararlıdır.

Konu hakkında dünyada yapılan araştırmalarda; Elektromanyetik alanlara maruziyette sınır değerleri belirlenmesi konusunda Dünya ve Avrupa ülkelerinin referans olarak aldığı kurumların başında ICNIRP (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection / Uluslararası İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyondan Korunma Komitesi) gelmektedir. Uluslararası alanda bu kuruluşça belirlenen sınır değerler, birçok Avrupa ülkesinde ve dünyanın farklı ülkelerinde en yaygın kabul gören değerler arasındadır. ICNIRP, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslarası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından resmen tanınan bağımsız bir araştırma kuruluşudur. ICNIRP Kılavuzu’nda (ICNIRP Guidelines) yer alan çalışmalar, üniversiteler ve araştırma kuruluşları ile işbirliği yapılarak, çok sayıda mühendis, biyolog, fizikçi, epidemiyolojist ve ilgili başka bilim adamlarından oluşan disiplinler arası bir ekip tarafından yürütülmüştür.

İyonlaştırıcı Olmayan ışıma’ya ilişkin bilgiler çeşitli nedenlerle kamuoyuna oldukça yanlış aktarılmaktadır. Oysa, elektrikle çalışan tüm cihazlar bu ışımayı belli ölçülerde yaymaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün desteklediği ICNIRP özellikle kablosuz teknolojiye ilişkin standartları belirlemiştir. Bilimsel çalışmalar iyonlaştırıcı olmayan ışıma için insan sağlığını etkileyebileceği düşünülen değeri 2.000 Volt/Metre olarak belirlemiştir. Buna bağlı olarak ICNIRP tarafından  için belirlenen üst limit ortam değeri 41.2 Volt/Metre olup, ülkemizde bu değerler Kurumumuz tarafından, ”Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslar Arası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü Ve Denetimi Hakkında Yönetmelik”  çerçevesinde daha da azaltılarak ortam için 30,75 Volt/Metre olarak kabul edilmiştir. Dünya çapında yapılan bilimsel çalışmalar İyonlaştırıcı Olmayan ışımaların insan sağlığı ve çevreye etkisine ilişkin bilimsel kanıt sunmamakla birlikte kullanım alışkanlıklarına ilişkin öneriler geliştirilmektedir.

Her ne kadar yapılan bir çok araştırma ve incelemeler sonucunda gerek elektronik haberleşme altyapılarında kullanılan cihazların (Radyo/TV vericileri, baz istasyonları, R/L v.b) ve gerekse tüketiciler tarafından kullanılan cihazların (cep telefonu, DECT, kablosuz telefonlar, alçak güçlü cihazlar v.b) Dünya Sağlık Örgütü ve ICNIRP gibi kuruluşlar tarafından kabul edilen sınır değerlerin altında kullanılmaları durumunda canlılar üzerinde olumsuz etki yapmadığı yönünde sonuçlara ulaşılsa da, bu alanda devam eden araştırmalar sonuçlanana kadar tüm dünyada söz konusu cihazlarla ilgili işletmecilerin ve üreticilerin gelişen teknolojileri yakından takip ederek ortama yaydıkları Elektromanyetik Dalgaların ve SAR değerleri gibi parametreleri daha düşük seviyelere çekmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmaksızın gereken her türlü tedbiri almaları konusunda hassas davranmaları tavsiye edilmektedir.

 

Mühendis Mahmut KAZANCI

 

Continue Reading

Etiket Bulutu

Kategoriler

Trending

Copyright © 2017 Bilgizone. Yeni Bilgi Noktası.