Siber Güvenlikte Temeller Hâlâ Kritik
Siber Güvenlik Haberleri
Yapay zeka ve kuantum bilişimi gibi yeni teknolojiler siber güvenlik gündemini şekillendirirken, uzmanlar kurumların en büyük riskinin hâlâ temel güvenlik açıklarından kaynaklandığına dikkat çekiyor. Canon EMEA Bilgi Güvenliği Kıdemli Direktörü Quentyn Taylor, güçlü bir siber güvenlik yaklaşımının yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapmakla değil, uç noktaların korunması, çalışan farkındalığı ve tedarik zinciri güvenliğinin eksiksiz sağlanmasıyla mümkün olduğunu belirtti.
Dijital ekosistemin giderek karmaşık hale gelmesiyle birlikte işletmelerin maruz kaldığı siber tehditler de artıyor. Yapay zeka destekli saldırılar daha gelişmiş ve otomatik yöntemlerle gerçekleştirilse de saldırganların hedef aldığı alanlar değişmiyor. Uç nokta cihazları, yetersiz güvenlik uygulamaları ve tedarik zincirindeki zafiyetler, kurumlara yönelik siber saldırıların en önemli giriş noktaları olmaya devam ediyor.
Yapay zeka saldırıları daha etkili hale getiriyor
Quentyn Taylor, yapay zekanın yeni tehditler üretmekten çok mevcut saldırıları daha hızlı, daha kişiselleştirilmiş ve daha etkili hale getirdiğini söyledi. Büyük veri analizinden yararlanan saldırganların, hedef odaklı kimlik avı girişimleri, deepfake içerikleri ve yapay zeka destekli kötü amaçlı yazılımlarla kurumlar üzerinde daha büyük risk oluşturduğunu ifade eden Taylor, aynı teknolojinin güvenlik ekipleri için de önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi.
Taylor, yapay zekanın güvenlik açığı taramaları, tehdit analizleri ve olay müdahale süreçlerinde önemli avantajlar sağladığını belirterek, kuruluşların yapay zeka kaynaklı risklere hazırlanırken savunma tarafında da bu teknolojilere yatırım yapması gerektiğini vurguladı.
Uç nokta güvenliği kritik önem taşıyor
Kurumsal ağlara bağlı bilgisayarlar, mobil cihazlar, yazıcılar, uygulamalar ve internet tarayıcılarının her biri potansiyel bir saldırı yüzeyi oluşturuyor. Taylor, özellikle uzaktan ve hibrit çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte kişisel cihazlardan kurumsal sistemlere erişimin arttığını, bunun da siber riskleri büyüttüğünü söyledi.
Verizon verilerine göre siber saldırıların yaklaşık yüzde 90’ı ve veri ihlallerinin yüzde 70’i ele geçirilmiş uç nokta cihazlarından kaynaklanıyor. Bu nedenle yalnızca antivirüs çözümlerinin yeterli olmadığını belirten Taylor, şifreleme, uygulama kontrolü ve sürekli izlemeyi kapsayan çok katmanlı güvenlik yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.
Yazıcılar göz ardı edilmemeli
Kuruluşlarda çoğu zaman güvenlik planlarının dışında kalan yazıcıların da önemli riskler barındırdığına dikkat çeken Taylor, bu cihazların hassas belgeleri işlediğini ve kurumsal ağlarla doğrudan bağlantılı olduğunu hatırlattı.
Quocirca’nın baskı güvenliği araştırmasına göre baskı süreçlerinden kaynaklanan veri ihlallerinin işletmelere ortalama maliyeti 630 bin sterline ulaşıyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 56’sı ise son bir yıl içinde baskı güvenliği nedeniyle en az bir veri kaybı yaşadığını bildiriyor.
Tedarik zinciri güvenliği öne çıkıyor
Siber güvenlikte yalnızca kurum içi sistemlerin korunmasının yeterli olmadığını belirten Taylor, şirketlerin birlikte çalıştıkları tedarikçilerin güvenlik standartlarının da en az kendi sistemleri kadar güçlü olması gerektiğini söyledi.
Şirketler arasındaki veri paylaşımının artmasıyla birlikte üçüncü taraf hizmet sağlayıcıların da önemli bir risk unsuru haline geldiğini ifade eden Taylor, saldırganların tedarik zincirindeki zayıf halkaları hedef alarak büyük ölçekli veri ihlallerine neden olabildiğini kaydetti.
Yeni düzenlemeler kurumlara yeni sorumluluklar getiriyor
Avrupa’da yürürlüğe giren NIS2, DORA ve Avrupa Siber Dayanıklılık Yasası’nın siber güvenliği artık isteğe bağlı bir uygulama olmaktan çıkararak yasal bir zorunluluk haline getirdiğini belirten Taylor, işletmelerin yalnızca saldırıları önlemeye değil, olası bir siber olay karşısında operasyonlarını nasıl sürdüreceklerini de planlaması gerektiğini söyledi.
Kuruluşların kurtarma planlarını düzenli olarak test etmesi, güvenlik olaylarına yönelik senaryolar oluşturması ve kritik sistemlerin yeniden devreye alınma süreçlerini önceden belirlemesinin önemine dikkat çeken Taylor, yeni düzenlemelerin yalnızca mevzuata uyum için değil, dijital ekosistemde güvenin güçlendirilmesi açısından da kritik rol oynadığını ifade etti.
Temel güvenlik uygulamaları ihmal edilmemeli
Quentyn Taylor, yapay zeka ve geleceğin teknolojilerine odaklanılırken bugünün güvenlik açıklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, “Çalışan farkındalığını artıran, uç noktalarını etkin şekilde koruyan ve tedarik zinciri güvenliğini sağlayan kurumlar, geleceğin siber tehditlerine karşı da çok daha hazırlıklı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
- KATEGORİLER:
- | Siber Güvenlik Haberleri |
- | Yapay Zeka Haberleri |




You must be logged in to post a comment Giriş