Joaquín Rodrigo: Savaşın Gölgesinde Bir Aşk, Evlat Acısı ve Aranjuez
Kültür Sanat Haberleri
Joaquín Rodrigo: Savaşın Gölgesinde Bir Aşk, Evlat Acısı ve Aranjuez’in Sonsuz Melodisi
Bazı müzik eserleri yalnızca notalardan oluşmaz.
Onların içinde bir hayatın izleri vardır. Bir evin sessizliği, bir hastane odasının soğukluğu, kaybedilmiş bir çocuğun acısı, savaşın yarattığı belirsizlik, parasızlık, memleket özlemi ve iki insanın birbirine tutunarak hayatta kalma çabası…
Joaquín Rodrigo’nun Concierto de Aranjuez adlı eseri de böyle bir hikâyenin içinden doğdu.
Bugün klasik müziğin en tanınan gitar eserlerinden biri olan Concierto de Aranjuez, ilk bakışta İspanya’nın güneşini, bahçelerini, çeşmelerini ve gitarın zarif sesini çağrıştırır. Ancak eserin özellikle ikinci bölümü, yani ünlü Adagio, çok daha ağır bir hikâyenin izlerini taşır.
Bu hikâyenin merkezinde yalnızca Joaquín Rodrigo yoktur.
Onun yanında, hayatının büyük bölümünde hem eşi hem yardımcısı hem de en önemli çalışma arkadaşı olan Victoria Kamhi vardır.
Rodrigo’nun hayatını anlamak için Victoria’yı anlamak gerekir. Aranjuez’i anlamak için ise bu iki insanın yaşadığı acıları bilmek gerekir.
Çünkü Concierto de Aranjuez, yalnızca İspanya’ya yazılmış bir müzik değildir.
Aynı zamanda bir aşkın, kaybın ve hayata tutunma çabasının sesidir.
Çocuklukta kaybedilen bir dünya: Rodrigo neden müziğe yöneldi?
Joaquín Rodrigo Vidre, 22 Kasım 1901’de İspanya’nın Sagunto kentinde dünyaya geldi.
Hayatının henüz üçüncü yılında geçirdiği difteri hastalığı sonucunda görme yetisini kaybetti. Rodrigo’nun kendi ifadesiyle bu durum, hayatının yönünü değiştiren olaylardan biri oldu. Görme duyusunun kaybı onu müziğe daha güçlü biçimde yöneltti. Sekiz yaşında solfej, keman ve piyano eğitimi almaya başladı; daha sonra armoni ve kompozisyon çalışmalarına geçti.
Bu noktada Rodrigo’nun hikâyesindeki önemli bir ayrıntı ortaya çıkar.
Rodrigo eserlerini Braille sistemiyle yazıyordu.
Yani zihninde oluşan müziği önce Braille alfabesiyle kaydediyor, daha sonra bir kopyacıya dikte ettiriyordu.
Bu nedenle Rodrigo’nun müzik dünyası, yalnızca bestecilik yeteneğinin değil, aynı zamanda olağanüstü bir hafıza, disiplin ve çalışma sisteminin sonucuydu.
1927’de Paris’e gittiğinde Avrupa’nın önemli müzik çevrelerinin içine girdi. École Normale de Musique’de Paul Dukas ile çalıştı. Dukas, genç İspanyol besteciye özel ilgi gösterdi.
Paris aynı zamanda Rodrigo’nun hayatındaki en önemli insanla tanıştığı yerdi.
Victoria Kamhi.

Victoria Kamhi: Rodrigo’nun hayatındaki kadın değil, hayatının ortağı
Victoria Kamhi, İstanbul’da doğmuş Türk bir piyanistti. Müzik eğitimi için Avrupa’nın önemli merkezlerinde bulunmuş, Paris’te eğitim almış ve döneminin önemli müzik çevrelerini tanımıştı.
Rodrigo ile 1929’da tanıştılar.
İki yıl sonra evlenmediler; önce ilişkileri gelişti, birlikte bir hayat kurmaya başladılar ve sonunda 19 Ocak 1933’te Valencia’da evlendiler.
Victoria yalnızca Rodrigo’nun eşi değildi.
Onun hayatının geri kalanında adeta Rodrigo’nun gözleri, çalışma arkadaşı ve en yakın sırdaşı oldu.
Profesyonel piyanistlik kariyerinden büyük ölçüde vazgeçerek kendisini Rodrigo’nun çalışmalarına adadı. Rodrigo’nun eserlerinin yazıya geçirilmesi, el yazmalarının kontrol edilmesi, farklı dillerdeki çalışmalar ve çeşitli pratik işler Victoria’nın sorumlulukları arasında yer aldı.
Rodrigo’nun ölümünden sonra Victoria’nın kendi hayatlarını anlattığı De la mano de Joaquín Rodrigo: Historia de nuestra vida adlı biyografiyi yayımlaması da bu ortaklığın ne kadar derin olduğunu gösterir. Kitap daha sonra İngilizce olarak Hand in Hand with Joaquín Rodrigo: My Life at the Maestro’s Side adıyla da yayımlandı.
Rodrigo’nun Victoria hakkında söylediği sözlerden biri ise ilişkilerinin niteliğini anlatması bakımından oldukça çarpıcıdır.
Rodrigo, Victoria’yı hayatındaki en büyük etkilerden biri olarak görüyordu ve onun desteği olmadan Concierto de Aranjuez’i ve başka pek çok eserini yazamayacağını ifade etmişti.
Aranjuez’de başlayan aşk
Rodrigo ve Victoria’nın hikâyesinde Aranjuez’in özel bir yeri vardı.
1933’te, evliliklerinin ardından Aranjuez’e gittiler.
İspanya’nın Madrid yakınlarındaki bu tarihi kent, kraliyet sarayları, bahçeleri, çeşmeleri, ağaçları ve su sesleriyle Rodrigo’nun hafızasında yer etti.
Bu ziyaret, yıllar sonra çok daha acı bir anlam kazanacaktı.
Çünkü Rodrigo’nun zihninde Aranjuez yalnızca bir şehir olarak kalmadı.
Mutlu bir başlangıcın hatırası oldu.
Yıllar sonra Paris’te savaşın ve yoksulluğun gölgesinde yazacağı eser, bu kısa ve güzel döneme geri dönecekti.
İspanya İç Savaşı: Hayatlarının en zor yılları
1936’ya gelindiğinde İspanya büyük bir felakete sürükleniyordu.
Rodrigo ve Victoria, Haziran 1936’da Almanya’ya gittiler. Kısa süre sonra, 18 Temmuz 1936’da İspanya İç Savaşı başladı.
Bu olay çiftin hayatını altüst etti.
Rodrigo’nun aldığı Conde de Cartagena bursu yenilenmedi ve çift ciddi ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladı.
Onlar artık sadece sanat üretmeye çalışan iki insan değildi.
Bir yandan Avrupa’da savaş atmosferi büyürken diğer yandan ülkelerinde devam eden iç savaş nedeniyle gelecekleri belirsizdi.
1936-1938 yılları arasında Paris, Freiburg ve Salzburg gibi şehirlerde yaşadılar. Özellikle Freiburg döneminde durumları son derece zordu.
Rodrigo ve Victoria, Freiburg’daki bir körler yurdunda İspanyol mülteciler olarak barındılar.
Geçimlerini sağlamak için kaldıkları odada İspanyolca ve müzik dersleri vermeye başladılar.
Rodrigo bu zor günlerde bile üretmeye devam etti.
Çevresindeki doğayı, özellikle kuşların seslerini inceledi. Bu dönemde bazı şarkılar besteledi. Bunlardan biri olan Canción del cucú, içinde bulundukları çevrenin doğal güzelliklerinden esinlenmişti; eserin sözleri ise Victoria tarafından yazılmıştı.
Bu ayrıntı, Victoria’nın Rodrigo’nun müziğindeki rolünü bir kez daha ortaya koyar.
O, yalnızca eşinin yanında duran biri değildi.
Rodrigo’nun sanat dünyasının aktif bir parçasıydı.

Savaş devam ederken bir başka savaş: Yoksulluk
İspanya’daki savaşın sona ermesine doğru Avrupa’da yeni bir savaşın ayak sesleri duyulmaya başlamıştı.
Çiftin yaşamındaki ekonomik ve psikolojik baskı sona ermiyordu.
Rodrigo’nun İspanya’ya dönme isteği giderek güçlendi.
1939’da nihayet İspanya’ya dönmeye karar verdiler.
Ancak ülkelerine dönerken yanlarında çok az şey vardı.
Ve o az şeylerin arasında tarihe geçecek bir el yazması bulunuyordu:
Concierto de Aranjuez.
Rodrigo ve Victoria, 1 Eylül 1939’da İspanya’ya döndüler. Bu tarih, II. Dünya Savaşı’nın başlamasından yalnızca iki gün öncesiydi. Yanlarında Concierto de Aranjuez‘in tamamlanmış el yazması vardı.
Bir başka ifadeyle, Avrupa yeni bir savaşın eşiğindeyken Rodrigo, yıllardır üzerinde çalıştığı müziği bir bavulun içinde ülkesine taşıyordu.
Aranjuez’in arkasındaki gerçek hikâye
Concierto de Aranjuez uzun süre farklı yorumlara konu oldu.
Özellikle eserin ikinci bölümü olan Adagio, öylesine hüzünlü ve dramatik bir karaktere sahiptir ki yıllar boyunca bunun İspanya İç Savaşı’nın trajedileriyle, hatta Guernica’nın bombalanmasıyla bağlantılı olduğu düşünüldü.
Fakat eserin gerçek hikâyesi daha kişiseldi.
Ve çok daha acıydı.
Victoria Kamhi’nin kendi anılarında anlattığı üzere, 1939’da çift bir çocuk bekliyordu.
Victoria hamileliğinin yaklaşık yedinci ayında bebeğini kaybetti.
Bebeğin ölü doğmasının ardından Victoria ağır biçimde hastalandı.
İşte Concierto de Aranjuez‘in en ünlü bölümünün ardındaki hikâye burada başlar.

Bir bebeğin kaybı ve gecenin içinden yükselen piyano
Victoria hastanedeydi.
Rodrigo ise büyük bir acının içinde eve dönmüştü.
Görme yetisini çocuk yaşta kaybetmiş bir adamdı.
Üstelik yıllardır ekonomik sıkıntılarla mücadele etmiş, ülkesindeki savaşın sona ermesini beklemiş ve şimdi hayalini kurduğu aileyi kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalmıştı.
Victoria’nın anılarında aktardığına göre, o günlerde birlikte kaldıkları evin sahibi Amalia Carrasco, geceleri Rodrigo’nun eski piyanonun başında uzun saatler geçirdiğini hatırlıyordu.
Rodrigo uyuyamıyordu.
Ve piyano başında bir melodi ortaya çıkıyordu.
Bu melodi daha sonra Concierto de Aranjuez’in Adagio’suna dönüşecekti.
Bu nedenle bugün dünyanın dört bir yanında dinlenen o meşhur melodiye yalnızca “güzel bir gitar melodisi” olarak bakmak, onun hikâyesinin çok önemli bir bölümünü kaçırmak anlamına gelir.
Çünkü Rodrigo’nun müziğinde aynı anda iki farklı zaman bulunuyordu:
Aranjuez’deki mutlu günler…
ve
1939’un tarifsiz acısı.
Victoria’nın kendi anlatımında Adagio, onların balayındaki mutlu günlerinin, Aranjuez’de birlikte yürüdükleri parkların bir hatırası olduğu kadar bir aşk şarkısıydı da.
Bu nedenle Adagio’yu yalnızca bir ağıt olarak değerlendirmek eksik kalır.
O, aynı zamanda kaybedilmiş mutluluğa duyulan özlemdir.
Acının üzerine bir acı daha: Victoria’nın piyanosu
Ailelerini kaybetmenin acısına ekonomik yıkım da eklenmişti.
Victoria’nın hastane masrafları vardı.
Çiftin parası yoktu.
Ve Victoria, ailesinden hediye olarak aldığı çok değerli Pleyel piyanosunu satmak zorunda kaldı.
Bu ayrıntı, Rodrigo ve Victoria’nın o yıllarda ne kadar ağır şartlar altında yaşadığını anlatmak için belki de bütün biyografilerden daha güçlüdür.
Bir müzisyen için piyano yalnızca bir eşya değildir.
Bir yaşamın parçasıdır.
Victoria, hem bebeğini kaybetmiş hem sağlığıyla mücadele etmiş hem de sevdiği piyanosunu hastane masraflarını karşılayabilmek için elinden çıkarmıştı.
Ve aynı günlerde eşi, geceleri piyanonun başında dünyanın en ünlü melodilerinden birini oluşturuyordu.
Adagio gerçekten ne anlatıyor?
Burada önemli bir noktayı ayırmak gerekiyor.
Concierto de Aranjuez bir program müziği değildir; Rodrigo eserin her notasını “şu olay şunu temsil ediyor” şeklinde açıklayan bir hikâye yazmamıştır.
Dolayısıyla Adagio’daki her melodiyi doğrudan bebeğin kaybının belirli bir anına bağlamak doğru olmaz.
Fakat Victoria’nın anıları, eserin duygusal arka planına dair çok güçlü bir tanıklık sunar. Library of Congress’in aktardığı üzere Victoria, Adagio’nun hem Aranjuez’deki mutlu balayı günlerini hatırlattığını hem de yaşanan kaybın ardından ortaya çıkan derin acıyla bağlantılı olduğunu anlatmıştır.
Bu nedenle Adagio’nun içinde aynı anda:
- özlem,
- korku,
- dua,
- çaresizlik,
- sevgi,
- kayıp,
- geçmişe dönme arzusu
ve sonunda bir çeşit kabulleniş duygusu duyulur.
Belki de eserin bu kadar güçlü olmasının nedeni tam olarak budur.
Çünkü müzik yalnızca ölümü anlatmaz.
Hayatta kalmaya çalışan bir insanı anlatır.
Aranjuez’in melodisinde savaşın gölgesi var mı?
Burada Rodrigo’nun hayatıyla eserinin doğrudan tarihini birbirinden ayırmak gerekir.
İspanya İç Savaşı, Rodrigo ve Victoria’nın hayatını doğrudan etkiledi. Ekonomik sıkıntılar yaşadılar, bursları kesildi, farklı ülkelerde yaşamak zorunda kaldılar ve İspanya’ya dönüşleri savaşın hemen sonrasına denk geldi.
Ancak Concierto de Aranjuez‘in Adagio’sunu doğrudan Guernica’nın bombalanmasına yazılmış bir ağıt olarak tanımlamak doğru değildir.
Eserin kişisel hikâyesi çok daha güçlü bir biçimde Victoria’nın anılarıyla ilişkilidir.
Yani Aranjuez’in hikâyesinde savaş vardır.
Ama eserin kalbindeki acı, yalnızca savaşın acısı değildir.
Bir kadını kaybetme korkusunun ve bir çocuğu kaybetmenin acısının da sesidir.
Rodrigo gitar çalmıyordu
Burada Concierto de Aranjuez‘in hikâyesini daha da ilginç hale getiren bir başka ayrıntı bulunuyor.
Rodrigo, gitar virtüözü değildi.
Hatta gitar çalmıyordu.
Buna rağmen gitar ile orkestra arasındaki ilişkiyi olağanüstü biçimde kullanarak 20. yüzyılın en tanınmış gitar konçertolarından birini yazdı.
Eserin ortaya çıkışında gitarist Regino Sainz de la Maza önemli rol oynadı.
Rodrigo’nun resmi biyografisine göre, İspanya’ya dönüş yolculuğu sırasında Sainz de la Maza ve Marqués de Bolarque ile yaptığı bir öğle yemeğinde gitar için bir konçerto yazma fikrini kabul etti.
Bu eser daha sonra Concierto de Aranjuez olacaktı.
Ve Rodrigo’nun gitarı doğrudan icra etmiyor oluşu, bestecinin en büyük başarılarından birini daha da dikkat çekici hale getirdi.
Aranjuez neden bu kadar İspanyol?
Rodrigo’nun müziği, İspanyol müzik geleneğini modern Avrupa besteciliğiyle bir araya getiriyordu.
Kendisi bu estetik yaklaşımı “neocasticismo” olarak tanımlıyordu.
Concierto de Aranjuez‘de gitar, orkestranın içinde kaybolmaz.
Tam tersine, gitar ile orkestra arasında sürekli bir diyalog vardır.
Gitarın tınısı İspanya’nın kültürel hafızasını çağrıştırırken orkestra esere daha geniş ve dramatik bir alan kazandırır.
Rodrigo’nun amacı yalnızca “İspanyolca duyulan” bir eser yazmak değildi.
İspanya’nın tarihini, geleneklerini, doğasını ve müzikal karakterini çağdaş bir bestecilik anlayışıyla yeniden yorumlamaktı.
1940: Aranjuez ilk kez duyulduğunda
Rodrigo ve Victoria 1939’da İspanya’ya döndüler.
Concierto de Aranjuez ise 9 Kasım 1940’ta Barselona’da ilk kez seslendirildi.
Eseri Regino Sainz de la Maza, Barselona Filarmoni Orkestrası ile birlikte ve César Mendoza LaSalle yönetiminde seslendirdi.
Dünya henüz II. Dünya Savaşı’nın içindeydi.
İspanya ise İç Savaş’ın yaralarını sarmaya çalışıyordu.
Böyle bir dönemde, yıllarca savaş ve yoksulluk arasında yaşamış bir çiftin yaşadığı kişisel trajedilerden süzülen bir eser, İspanya’da ilk kez duyuluyordu.
Ve kısa süre içinde Rodrigo’nun adını dünyaya taşıdı.
Ama Rodrigo’nun hikâyesi Aranjuez’den ibaret değildi
Concierto de Aranjuez o kadar büyük bir başarı kazandı ki Rodrigo’nun diğer eserlerinin bir kısmını gölgede bıraktı.
Oysa besteci yaklaşık 170 eser yazdı ve çok farklı müzik biçimlerinde çalıştı.
1942’de Concierto heroico adlı piyano konçertosu, 1943’te ise Concierto de estío adlı keman konçertosu geldi.
Ancak Aranjuez’in başarısı başka bir anlam daha taşıyordu.
Gitarı, klasik konser salonlarının merkezine taşıdı.
Rodrigo’nun müziği sayesinde gitar yalnızca halk müziği veya geleneksel İspanyol müziğiyle özdeşleşen bir enstrüman olmaktan çıkarak büyük senfonik eserlerin solistlerinden biri olarak dünya sahnesinde daha güçlü bir yer edindi.
Victoria’nın görünmeyen emeği
Rodrigo’nun adı müzik tarihinde büyük harflerle yazıldı.
Fakat bu hikâyenin diğer kahramanı çoğu zaman daha az hatırlandı:
Victoria Kamhi.
Victoria, Rodrigo’nun eserlerinin oluşumunda çok yönlü bir rol üstlendi.
Piyanistti.
Çok dilliydi.
Şiir yazıyordu.
Rodrigo’nun el yazmalarını gözden geçiriyordu.
Bazı eserlerin metinlerinde birlikte çalışıyorlardı.
Hatta Victoria’nın seçtiği temalar Rodrigo’nun eserlerinden bazılarına kaynaklık etti.
Onun Rodrigo’nun hayatındaki rolü o kadar büyüktü ki, Rodrigo’nun resmi biyografisi Victoria’yı bestecinin “inseparable companion”, yani ayrılmaz hayat arkadaşı olarak tanımlar.
Bu nedenle Concierto de Aranjuez‘i yalnızca Joaquín Rodrigo’nun eseri olarak görmek tarihsel açıdan eksik değildir belki, ama hikâyenin duygusal gerçekliğini eksik bırakır.
Çünkü o müziğin arkasında iki insanın ortak hayatı vardır.
Yıllar sonra gelen bir başka çocuk: Cecilia
Yaşadıkları büyük kaybın ardından Rodrigo ve Victoria’nın bir kızları oldu.
Cecilia Rodrigo, Ocak 1941’de dünyaya geldi.
Bu tarih özellikle dikkat çekicidir.
Çünkü Concierto de Aranjuez‘in ilk seslendirilmesinden yalnızca birkaç ay sonra dünyaya gelen Cecilia, ailesinin hayatındaki yeni dönemin sembolü haline geldi.
Bir tarafta kaybedilmiş bir çocuk.
Diğer tarafta yıllar sonra doğan bir kız.
Ve arada, bütün bu duyguları taşıyan bir müzik.
Rodrigo ailesinin hikâyesi böylece yeniden devam etti.
Victoria’nın kitabı: Hikâyeyi onun gözünden okumak
Victoria Kamhi, yıllar sonra yaşadıklarını kendi kaleminden anlatmaya karar verdi.
De la mano de Joaquín Rodrigo: Historia de nuestra vida adlı kitabı bu açıdan son derece değerlidir.
Çünkü Rodrigo’nun biyografisini yalnızca dışarıdan anlatan bir kaynak değil, onunla hayatını paylaşmış kişinin tanıklığıdır.
Bu nedenle savaş yıllarındaki ekonomik sıkıntılar, hastalık, çocuk kaybı, Rodrigo’nun çalışma biçimi ve iki insan arasındaki ilişki açısından büyük önem taşır. Aranjuez Belediyesi de Rodrigo ve Victoria’nın hayatını anlatan bir radyo tiyatrosunun metinlerinin bu anılara dayandığını belirtir.
Bir anlamda Victoria, Rodrigo’nun hayatının yalnızca tanığı değil, hafızası oldu.
Son yıllar: Birlikte yaşlanan iki insan
Joaquín Rodrigo ve Victoria Kamhi’nin ilişkisi, yalnızca gençlik yıllarının romantik hikâyesi değildi.
Onlar onlarca yıl boyunca birlikte yaşadılar.
Rodrigo dünya çapında tanınan bir besteci haline geldi.
1991’de İspanya Kralı Juan Carlos tarafından “Marqués de los Jardines de Aranjuez” unvanıyla soyluluk mertebesine yükseltildi.
1996’da ise Príncipe de Asturias Sanat Ödülü ile onurlandırıldı. Ödül jürisi, Rodrigo’nun İspanyol müziğine ve özellikle gitarın konser enstrümanı olarak uluslararası konumuna yaptığı katkıyı vurguladı.
Fakat Rodrigo’nun hayatında en önemli insanlardan biri hâlâ Victoria’ydı.
Victoria 21 Temmuz 1997’de hayatını kaybetti.
Joaquín Rodrigo ise ondan yaklaşık iki yıl sonra, 6 Temmuz 1999’da Madrid’de öldü.
Ve hikâyenin başladığı yerlerden biri olan Aranjuez, sonunda ikisinin son durağı oldu.
İki insan, tek mezar ve Aranjuez’e dönüş
Joaquín Rodrigo ve Victoria Kamhi’nin mezarları Aranjuez’deki Santa Isabel Mezarlığı’ndaki aile panteonunda bulunuyor.
Hayatlarının önemli bir bölümünü başka şehirlerde geçirdiler.
Paris.
Freiburg.
Salzburg.
Madrid.
Savaşın içinden geçtiler.
Yoksulluk gördüler.
Çocuklarını kaybettiler.
Victoria ağır hastalık geçirdi.
Rodrigo görme engeliyle hayatını sürdürdü.
Ama sonunda ikisi de Aranjuez’e döndü.
Bu açıdan bakıldığında Aranjuez, Rodrigo’nun hayatında yalnızca bir şehir değildir.
Bir başlangıçtır.
Bir hatıradır.
Bir kaybın yankısıdır.
Ve sonunda bir vedadır.
Dünyanın duyduğu ama hikâyesini bilmediği melodi
Bugün Concierto de Aranjuez dünyanın en tanınmış klasik müzik eserleri arasında yer alıyor.
Özellikle Adagio, klasik müziğin sınırlarını aşarak cazdan popüler müziğe kadar sayısız yorumun önünü açtı.
Ancak eserin dünya çapındaki şöhreti bazen onun gerçek hikâyesini görünmez hale getiriyor.
Dinleyici, gitarın sakin ve hüzünlü melodisini duyuyor.
Ama o melodinin arkasında:
1933’te Aranjuez’de yürüyen iki genç insan,
1936’da savaşın başlaması,
Avrupa’da sürgün ve belirsizlik,
kesilen burs,
yoksulluk,
1939’da kaybedilen bir çocuk,
hastanede ölümle mücadele eden Victoria,
hastane masraflarını ödeyebilmek için satılan bir piyano,
geceleri uyuyamayan ve piyanonun başına geçen görme engelli bir besteci
ve bütün bunların içinden yükselen bir melodi vardır.
İşte bu yüzden Concierto de Aranjuez‘in Adagio’su yalnızca hüzünlü değildir.
Yaşanmış bir acının içinden geçmiştir.
Aranjuez’in gerçek sesi belki de budur
Rodrigo’nun müziğini dinlerken Aranjuez’in bahçelerini düşünmek kolaydır.
Çeşmeler.
Ağaçlar.
Güneş.
İspanya.
Gitar.
Fakat Rodrigo’nun hayatını bildiğinizde aynı müzik başka türlü duyulur.
Çünkü Aranjuez artık yalnızca güzel bir İspanyol şehri değildir.
Bir zamanlar orada yürüyen iki insanın gençliğidir.
Sonra savaşın böldüğü hayatlarıdır.
Paris’teki yoksulluklarıdır.
Kaybettikleri çocuklarıdır.
Victoria’nın hastane odasıdır.
Rodrigo’nun geceleri başında oturduğu piyanosudur.
Ve belki de en önemlisi, bütün bunlara rağmen birbirlerini bırakmamalarıdır.
Rodrigo’nun resmi biyografisinde Concierto de Aranjuez, bestecinin on bir konçertosunun ilki ve en ünlüsü olarak tanımlanır; eser 1939 tarihli olup 1940’taki ilk seslendirmesinden sonra bestecinin dünya çapındaki ününün temelini oluşturmuştur.
Fakat bir eserin müzik tarihindeki yeriyle insan hayatındaki anlamı aynı şey değildir.
Müzik tarihi bize Concierto de Aranjuez‘in büyük bir başyapıt olduğunu söyler.
Rodrigo ile Victoria’nın hikâyesi ise bize neden bu kadar dokunaklı olduğunu anlatır.
Bir besteciden fazlası, bir hayatın müziği
Joaquín Rodrigo’nun hikâyesi, görme yetisini çocuk yaşta kaybetmiş bir bestecinin başarı hikâyesi olarak anlatılabilir.
Ama bu anlatı eksik kalır.
Çünkü Rodrigo’nun hayatında Victoria Kamhi vardı.
Onunla birlikte savaş yıllarını geçirdi.
Yoksulluğa katlandı.
Ülkesinden uzakta yaşadı.
Bir çocuklarını kaybetti.
Victoria’yı kaybetme korkusunu yaşadı.
Ve bütün bunların içinden müzik çıkardı.
Belki de Concierto de Aranjuez‘in gerçek gücü tam olarak buradadır.
Eser, dinleyene ne olduğunu anlatmaz.
Onu bir savaşın, bir ölümün veya tek bir olayın içine hapsetmez.
Bunun yerine insanın kaybettiği bir şeye duyduğu özlemi anlatır.
Bir zamanlar yaşanmış güzel günlere dönme arzusunu…
Sevdiği insanı kaybetme korkusunu…
Ve en sonunda hayatın devam etmek zorunda oluşunu.
Rodrigo’nun müziğinde Aranjuez’in bahçeleri hâlâ yeşildir.
Çeşmeler hâlâ akar.
Gitar hâlâ konuşur.
Fakat artık o melodiyi dinleyen kişi, onun arkasındaki hikâyeyi de bilir:
Bir zamanlar Aranjuez’de mutlu bir balayı geçiren iki insan vardı.
Savaş geldi.
Yoksulluk geldi.
Bir çocuklarını kaybettiler.
Victoria ölümün kıyısından döndü.
Rodrigo geceleri piyanonun başında oturdu.
Ve o gecelerden birinde, dünyanın yıllar sonra milyonlarca insanın dinleyeceği bir melodi doğdu.
Bu yüzden Concierto de Aranjuez, yalnızca İspanya’nın en ünlü gitar eserlerinden biri değildir.
O, Joaquín Rodrigo ile Victoria Kamhi’nin birlikte yaşadığı bir hayatın sesidir.
Ve belki de bu yüzden, aradan geçen onca yıla rağmen Adagio’nun o uzun, kırılgan melodisi hâlâ insanın içine dokunur.
Çünkü bazı müzikler kulağa değil, hafızaya yazılır.
Yazan : Ali Değişmiş
Başlık Video Linki : https://www.youtube.com/watch?v=SyD9KmZXw8w
Editör Notu : Joaquín Rodrigo’nun hayatını, sanat anlayışını ve müziğinin ardındaki dünyayı daha yakından tanımak isteyen okuyucular için “Shadows and Light: Joaquín Rodrigo at 90” adlı belgeseli de izlemenizi tavsiye ederiz. Rodrigo’nun 90. yaşına odaklanan yapım, bestecinin yaşamına, müzik kariyerine ve kişisel dünyasına ışık tutarken, özellikle eserlerinin arkasındaki insanı anlamak açısından değerli bir kaynak niteliğindedir. Concierto de Aranjuez başta olmak üzere Rodrigo’nun müziğini dinlerken onun hayatındaki deneyimleri, yaşadığı dönemin koşullarını ve sanatına yansıyan izleri daha iyi kavramak isteyenler için belgesel, makaleyi tamamlayıcı nitelikte bir izleme deneyimi sunmaktadır.
Nottaki Video Linki : https://www.youtube.com/watch?v=8MzwLkJbES0
- KATEGORİLER:
- | Kültür Sanat Haberleri |
- | Video Haberleri |




You must be logged in to post a comment Giriş