Connect with us

Kültür Sanat

ünlü ressamların son eserleri

Yayınlama

-

apple
Continue Reading
Yorum yaz

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Bilişim Haberleri

Game of Thrones’ta şok

Yayınlama

-

game-of-thrones-poster

Son zamanlarda hackerların “yaratıcılığına” yetişmek pek de mümkün olmuyor. Siber saldırıları her zaman uzağımızda gerçekleşen ve günlük hayatta etkilerini çok fazla hissetmediğimiz olaylar olarak düşünmüşüzdür. Oysa dijitalleşmenin giderek yaygınlaşması ve adeta sanal dünya olmadan işlevsiz kalıyor oluşumuzla beraber, hackerların da bir anlamda işleri kolaylaşmaya başladı. Artık direkt olarak etkilerini deneyimleyebileceğimiz yaratıcı ve akla gelmeyen yöntemler denemeye başladılar.

Bunun en yakın örneği de Game of Thrones (Taht Oyunları) isimli dizinin de yayınlandığı ABD’nin önde gelen kanallarından HBO’nun başına geldi. Dünya çapında yoğun takipçisi olan Game of Thrones dizinin yanında kanala ait diğer dizilerin senaryoları ve kanala ait yazışmalar hacklendi.

Bilgisayar korsanları bunlara karşılık olarak altı milyon dolarlık fidye isterken kanala 3 gün süre verdiler.

Ciddi olduklarını göstermek için çaldıkları 1,5 milyon terabaytlık verilerden bir takım belgeler yayınladılar. Bu verilerin içerisinde Game of Thrones dizisinin ünlü oyuncularına ait şahsi telefon numaraları olduğu da iddia ediliyor.

HBO kanalı ise yaptığı açıklamada, e-posta sistemlerinin tamamına sızılmadığını, siber uzmanlar ve polisle birlikte yakın iş birliği içerisinde soruşturmanın devam ettiğini belirtti.

Continue Reading

Kültür Sanat

Osmanlı Arşivleri Bir Tık Ötede

Yayınlama

-

osmanlı arşivleri

Geçmişini bilmeyen, geleceğini bilemez ve tabii geleceğine de yön veremez. Toplumların, milletlerin hafızası kütüphanelerde korunur ve gelecek nesillere aktarılır. Tarihî, sanatsal, kültürel ve bilimsel birikimlerin her yeni tecrübeyle birlikte işlenmesi, yeniden değerlendirilmesi ile mevcut eserlerin ve kültürel mirası ruhuna daha derinden nüfuz edilebilir.

Bu eserler üzerindeki ayrıntılı ve sistemli araştırmalar ve incelemeler, dünü ve bugünü anlamaya, yarınlar hakkında ise öngörülerde bulunmaya çok değerli katkılarda bulunacaktır. Bu noktada, değerli eserlerin, kütüphanelerin tozlu köşelerinden çıkartılıp okuyucusuyla buluşturulduğu dijital ortamların niteliği, yaygınlığı, zenginliği kültürel hayatın derinliği ve inceliği açısından gerçek manada bir miyar, bir ölçüt teşkil ederler.

Zaman mekân kaygısı taşımadan, tozlu raflar mazeretine sığınmadan herkesin her yerden ve her an erişebildikleri dijital kütüphanelerle geçmiş-bugün-gelecek örüntüsü artık daha güçlü bir şekilde ele alınabiliyor; tabii bu bilgileri gerektiği gibi değerlendirebilecek ehil ellerde.

Bu şekilde güzel bir örnek duruyor önümüzde. IRCICA (İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi) tarafından hazırlanan Farabi Dijital Kütüphanesi… (http://e-library.ircica.org) Ülkemizdeki “Dijital Kütüphane” uygulamaları içerisinde özel bir yerde duruyor ve amacına uygun içerikler ve görseller sunan ender projelerden birisi.

Osmanlı dönemine ait fotoğraflar, kartpostallar, haritalar, salnameler, Osmanlı dönemi basını, hat eserleri… Burada gösterilen belge türleri ve eserlerden bazılarıdır. Türkiye’nin önemli koleksiyonlarına sahip kütüphane ve kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde çalışmalarını yürütüyor. Bu kütüphaneler arasında Atatürk, Süleymaniye ve Beyazıt Devlet kütüphaneleri zikredilebilir.

Türkiye, ABD, Yunanistan, İran, İngiltere, Mısır, Suudi Arabistan, Fransa ve Irak başta olmak üzere 75 ülkenin araştırmacıları tarafından aktif olarak kullanılan IRCICA Farabi Dijital Kütüphanesi’nde Osmanlı dönemine ait askerî, topoğrafik ve coğrafi harita bilgilerinin yanı sıra Kuran-ı Kerim’in ilk nüshaları bulunuyor. 148 farklı dilde yaklaşık 81.000 nadir eser, 115.000 süreli yayın, 1.660 harita, 65.000 tarihî fotoğraf, 2.150 şahıs arşivi de bulunduran kütüphanedeki kaynaklar sadece Türkiye’deki araştırmacılara değil, dünyadaki araştırmacılara, bu konulara ilgi duyan herkese hizmet etmektedir.

Ayrıca web tabanlı ilk dijital kütüphane olan IRCICA Farabi Dijital Kütüphanesi’nde yazılı, basılı, görsel ve işitsel materyaller, tarayıcılarla taranarak Optik Karakter Tanıma (OCR) işleminden geçiriliyor. Dünyada ilk kez Yıldız Sarayı’ndaki IRCICA Farabi Dijital Kütüphanesi’nde kullanılan bu Osmanlıca Optik Karakter Tanıma Sistemi (OCR) ile Osmanlıca matbu eserleri metin içi aramaya açık bir hale getirilmiş ve büyük bir kolaylık sağlanmıştır. Dünyada bir ilk olan Osmanlıca OCR yazılımı ile sadece Türkiye’ye değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü tüm coğrafyalara ait gizli kalmış belgeler ve kaynaklar gün yüzüne çıkartılıyor. Bu uygulama dijital ortamda kullanıcılara ücretsiz olarak sunulmaktadır.

Geçmişimize ait değerli eserler, belgeler ve materyalleriyle IRCICA Farabi Dijital Kütüphanesi sizleri bekliyor.

Editör / Ufuk Coşkun

Continue Reading

Genel Bilgi

Meryem (Maria): ideal güzelliğin kara hâli

Yayınlama

-

Pınar Yolaçan, odağına “kadın” ve “beden” kavramlarını alarak portre sanatına getirdiği farklı bakış açısıyla çarpıcı çalışmalar üreten New York merkezli bir sanatçı. 2008’de Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde izlediğimiz Meryem (Maria) adlı ikinci sergisinin üzerinden zaman geçmiş olsa da, günümüzde varlığını başka biçimlerde sürdüren köleliği temel alarak bedeni üzerindeki söz hakkı giderek azalan, popüler medya ve modanın dayatmalarıyla tektipleştirilen kadınlar adına kuvvetli bir eleştiri sunuyor.

Yolaçan’ın çalışmaları Brezilya’nın kuzeydoğusunda Bahia’daki Itaparica adasında yaşayan Afrika kökenli kadınların portrelerinden oluşuyor. Salvador da Bahia limanı, köle ticaretinin yapıldığı en büyük limanmış ve nüfusun çok büyük bir kısmı köleymiş. Köleler Brezilya’ya getirildiğinde zorla Katolik yapılmışlar. Yolaçan’ın projeye “Meryem” ismini vermesinin sebebi ise seçtiği modellerin çoğunun adının gerçekten Maria (Meryem) olması ve bunun bölgedeki insanların Katolik geçmişini göstermesi.

Adlarını aldıkları İsa’nın annesi Meryem, beyaz teniyle ideal güzelliği ve saflığı temsil ederken serideki kadınların Afrika kökenli siyah tenli azınlıklardan seçilmesi etkileyici bir zıtlık yaratıyor. Yolaçan portre geleneğinde siyah tenli insanlara pek fazla yer olmadığını hatırlatıyor. Müzelerde veya sanat galerilerinde siyah tenli insanların yağlı boya resimlerine veya heykellerine rastlayamazsınız.

Portrelere dikkatle bakıldığında karşılaşılan şey ise şaşırtıcı. Her bir kadın, sanatçının özenle diktiği kıyafetleri giyiyor. Bu kostümler kadife, saten, işkembe, koç yumurtası ve bazı kültürlerde ‘doğum gömleği’ denen plasenta gibi birbirinden farklı malzemelerden oluşuyor. Kostümlerdeki ve aksesuarlardaki ayrıntıların hayvanların derilerinden ve iç organlarından meydana geldiği fark edildiğinde ise izleyicide tuhaf ama etkileyici bir his kalıyor.

Leopar desenli, saten ve kadife gibi pahalı kumaşlar ile ucuza satılan inek plasentası ve işkembe gibi hayvan sakatatları kullanılarak yapılan kostümlerde kendisini gösteren bu karşıtlık, Yolaçan’a göre ironik bir durum, çünkü çiğ et ilkellikle bağdaştırılan bir şey. Kıyafetlerin tasarımlarında ise Barok dönemin etkileri mevcut. Her bir kadının vücuduna ve ifadesine göre tasarlanan kostümlerin kusursuza yakın formları var. Kadifeden yapılmış siyah bir bluzun boynunda duran koç yumurtası pahalı bir mücevherden farksızken, saten bir elbisenin üzerine dikilmiş aksesuarın ise parlak bir kumaş parçası değil de bir et parçası olduğunu anlamak zor.

Yolaçan, Brezilya’da kasting çalışması yaparak modellere ulaşmış. Yerel bir gazetenin kendisiyle röportaj yapması ise projenin bir anda iyice yayılmasına sebep olmuş. Başlangıçta yadırgayanlar ve çekinenler olsa da, Yolaçan sonunda insanlarla çok fazla vakit geçirmiş ve ikna edebilmiş.

Adada yaşayan insanları açık fikirli bulan sanatçı kültüre ve müziğe çok meraklı olduklarını ve paralarının ve yiyeceklerinin olmayışını çok fazla umursamadıklarından söz ediyor. “Kendilerini ülkede dışlanmış olarak hisseden bu insanlar düzenin ve kalkınmanın onlara pek fayda sağlamayacağının farkındalar. Bu nedenle kendi küçük düzenlerini yaratmak zorunda kalmışlar. Ama benim için kraliyet ailesinin bir parçası gibiler çünkü Brezilya’yı ve Yeni Dünya’nın diğer ülkelerini bugün eriştiği noktaya getiren de onlar. Yıllar boyunca köle olarak sundukları ücretsiz işgücü olmasaydı Batı bu noktaya gelemezdi.”

Kaynak: Meryem (Maria), Pınar Yolaçan. Yapı Kredi Yayınları, 2008.

 

Continue Reading

Etiket Bulutu

Kategoriler

Trending

Copyright © 2017 Bilgizone. Yeni Bilgi Noktası.