Türkiye mi, Turkey mi? Bir İsimden Fazlası: Dil, Algı ve Egemenlik Üzerine
Blog & Makaleler
Türkiye mi, Turkey mi? Bir İsimden Fazlası: Dil, Algı ve Egemenlik Üzerine
Bir ülkenin adı yalnızca bir kelime değildir. O ad; tarih, kültür, siyasal irade ve kendini tanımlama hakkının kısa bir özetidir. Bu nedenle Türkiye’nin uluslararası alanda kendi adını “Türkiye” olarak kullanma talebi, basit bir telaffuz meselesi değil; doğrudan doğruya egemenlik ve algı yönetimi meselesidir.
Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye’nin ülke adı, 31 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla resmî olarak “Türkiye” şeklinde tescil edilmiştir. Bu tarihten sonra BM belgelerinde, resmî yazışmalarda ve uluslararası kayıt sistemlerinde ülkenin adı “Turkey” değil, “Türkiye” olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu kullanım bir tercih ya da imaj çalışması değil, uluslararası hukuk ve diplomatik teamüller çerçevesinde tanınmış resmî bir isimdir.
Son yıllarda sıkça karşılaşılan bir durum var: Türkiye resmî olarak adını “Türkiye” olarak tescil ettirmiş olmasına rağmen, hâlâ birçok dijital platformda, harita uygulamasında, çeviri sisteminde ve gündelik dilde “Turkey” ifadesi kullanılmaya devam ediyor. Daha da ötesi, bu durum bazı çevrelerde bilinçli bir şekilde “hindi” benzetmesiyle alaya alınıyor. Bu yazı, bu meselenin neden hâlâ çözülemediğini ve neden hafife alınmaması gerektiğini ele almak için kaleme alındı.
1) Bir Ülke Kendi Adını Seçebilir mi?
Bu sorunun cevabı nettir: Evet. Uluslararası hukukta ve diplomatik teamüllerde bir devletin kendi resmî adını belirleme hakkı vardır. Bu yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değildir.
Dünyadan örnekler:
- Germany yerine Deutschland
- Ivory Coast yerine Côte d’Ivoire
- Czech Republic yerine Czechia
- Swaziland yerine Eswatini
Türkiye de 2022 yılında Birleşmiş Milletler nezdinde resmî talepte bulunmuş ve ülke adının İngilizce dâhil tüm yabancı dillerde “Türkiye” olarak kullanılmasını istemiştir. Bu talep kabul edilmiş ve BM belgelerinde resmî ad bu şekilde yer almaya başlamıştır.
Yani mesele ne yeni ne de istisnaidir.
2) O Hâlde Neden Hâlâ “Turkey” Kullanılıyor?
Bu sorunun cevabı tek bir nedene dayanmaz.
a) Dil Alışkanlığı
“Turkey” kelimesi İngilizcede yaklaşık bir asırdır kullanılmaktadır. Diller, özellikle küresel diller, alışkanlıklarını kolay kolay terk etmez. İnsanlar çoğu zaman bilinçli bir tercihle değil, otomatik refleksle yazar ve konuşur.
Bu durum masum gibi görünse de sonuçları masum değildir.
b) Dijital Algoritmaların Geriden Gelmesi
Google, harita servisleri ve çeviri sistemleri, resmî kararlardan çok kullanıcı davranışlarını baz alır. Bir kelime ne kadar çok aranırsa, sistemler onu o kadar “doğru” kabul eder.
Yani milyonlarca kişi hâlâ “Turkey” yazıyorsa, algoritmalar da bunu öne çıkarır. Bu teknik bir durumdur ama algısal sonucu siyasidir.
c) Bilinçli Küçümseme ve Alay
“Turkey” kelimesinin “hindi” anlamına gelmesi üzerinden yapılan şakalar, çoğu zaman masum değildir. İngilizce bilen herkes bilir ki bağlam, kelimenin anlamını belirler. Kimse “I live in chicken” gibi bir ifade kullanmaz.
Bu benzetme, dilsel bir espri değil; sembolik bir küçültmedir. Bir ülkenin adını hayvanla özdeşleştirmek, onu ciddiye almamayı normalleştirir.
3) Peki İnsanlar Neden Hâlâ Bilmiyor?
Bu noktada rahatsız edici ama dürüst bir tespit yapmak gerekir:
Bir ülkenin adını dünyaya kabul ettirmesi, yalnızca devletin değil, toplumun da meselesidir.
Türkiye’de bile birçok kişi İngilizce yazarken “Turkey” demeye devam ediyor. Sosyal medyada, akademik metinlerde, hatta bazen resmî olmayan kurumsal yazışmalarda bile bu alışkanlık sürüyor.
Dışarıdan bakan biri için mesaj nettir:
“Demek ki kendileri de bunu önemsemiyor.”
4) Bu Mesele Neden Önemli?
Çünkü dil, algının taşıyıcısıdır. Bir şeyi nasıl adlandırdığınız, onu nasıl gördüğünüzü belirler.
Bir ülkenin adını:
- Alaya açık hâle getirdiğinizde,
- Sürekli yanlış ya da eski bir isimle andığınızda,
- Resmî talebini görmezden geldiğinizde,
onu ciddiye almamayı da normalleştirirsiniz.
Bu yüzden bu mesele yalnızca bir kelime değil; saygınlık meselesidir.
5) Ne Yapılabilir?
Bu sorunun cevabı bağırmakta ya da tartışmakta değil.
✔️ Sessiz ve Tutarlı Kullanım
En etkili yöntem, her İngilizce içerikte istikrarlı biçimde Türkiye yazmaktır. İlk kullanımda parantez içinde kısa bir açıklama yeterlidir:
Türkiye (official country name)
Sonrasında yalnızca Türkiye.
✔️ Alaya Girmemek
“Hindi” benzetmesine cevap vermek, onu büyütür. En güçlü tepki, ciddiyettir:
It’s Türkiye — as officially registered.
Kısa, sakin ve tartışmasız.
✔️ Toplumsal Sahiplenme
Bu mesele ancak toplumun geniş kesimleri tarafından benimsendiğinde çözülebilir. Aksi hâlde hiçbir algoritma, hiçbir platform tek başına değişmez.
Değerli Okurlar,
Bu yazı bir tartışmayı kazanmak için değil, bir farkındalık oluşturmak için kaleme alındı. Sosyal medyada sıkça karşılaştığımız alaycı ifadeler, bilinçli ya da bilinçsiz küçümsemeler ve “anlamazlıktan gelme” hâli; ancak sakin, tutarlı ve bilgili bir duruşla etkisizleştirilebilir.
“Türkiye” demek bir tepki değil, bir tanımdır. Bir açıklama değil, bir kabuldür. Ve bu kabul, ne sloganla ne de polemikle yerleşir; yalnızca istikrarlı kullanım ve toplumsal sahiplenmeyle mümkün olur.
Bugün attığınız küçük bir imza, yazdığınız tek bir cümle ya da paylaştığınız kısa bir not; algoritmalardan önce insanlara, insanlardan sonra da sistemlere etki eder. Değişim tam olarak böyle başlar.
Unutmayalım:
Bir ülkenin adı, başkalarının ona ne dediğinden çok, kendisinin kendini nasıl tanımladığıyla anlam kazanır.
Ve bu tanımı yaşatmak, hepimizin sorumluluğudur.
Ali Değişmiş
- KATEGORİLER:
- | Blog & Makaleler |



