KKM Bitti: Kahraman mı, Günah Keçisi mi?
Blog & Makaleler
KKM Bitti: Kahraman mı, Günah Keçisi mi?
KKM bir ekonomi politikası değil, kriz anında devreye alınmış bir refleks mekanizmasıydı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), vadeleri sona eren Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına ilişkin 2026/1 ve 2026/2 sayılı tebliğleri yürürlükten kaldırdı. Resmî Gazete’de yayımlanan bu karar ile birlikte KKM uygulaması fiilen sona ermiş oldu.
Bu gelişmeyle birlikte kamuoyunda uzun süredir tartışılan temel soru yeniden gündeme geldi:
KKM baştan hatalı bir uygulama mıydı, yoksa içinde bulunulan koşulların bir sonucu olarak gerekli miydi?
Bu soruya sağlıklı bir yanıt verebilmek için KKM’yi bugünün koşullarıyla değil, hayata geçirildiği dönemin ekonomik ve psikolojik atmosferiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor.
KKM neden ortaya çıktı?
KKM’nin devreye alındığı dönemde Türkiye ekonomisi, yüksek döviz talebi ve sert kur hareketleriyle karşı karşıyaydı. Dijital mecralarda yapılan spekülatif paylaşımlar, ‘psikolojik eşik’ söylemleri ve kısa vadeli kazanç beklentileriyle beslenen davranışlar, dolarizasyonu hızlandırdı. Bu süreç, makroekonomik dengelerin yanı sıra piyasa beklentilerini ve yatırımcı davranışlarını da olumsuz etkiledi. Kurda yaşanan hızlı yükseliş, kendi kendini besleyen bir güvensizlik döngüsüne dönüşme riski taşıyordu.
Bu ortamda KKM, klasik anlamda uzun vadeli bir ekonomi politikası olarak değil; kur şokunu sınırlamayı ve piyasalara zaman kazandırmayı amaçlayan geçici bir müdahale aracı olarak hayata geçirildi. Kısa vadede dövize yönelimi yavaşlattığı ve ani kur hareketlerinin önüne geçilmesine katkı sağladığı görülüyor.
Tartışmalar nereden kaynaklandı?
KKM’ye yönelik eleştiriler, büyük ölçüde uygulamanın süresi ve kapsamı etrafında yoğunlaştı. Başlangıçta geçici bir çözüm olarak kurgulanan sistemin çıkış takviminin net biçimde ortaya konulmaması, zaman içinde eleştirilerin artmasına yol açtı.
Uygulamanın uzamasıyla birlikte:
-
Kur farkı ödemelerinin bütçe ve Merkez Bankası üzerinden karşılanması, maliyet tartışmalarını gündeme getirdi
-
Vergi adaleti ve gelir dağılımı açısından soru işaretleri oluştu
-
Piyasanın doğal faiz ve risk fiyatlamasının geçici olarak askıya alındığı yönünde eleştiriler arttı
Bu çerçevede dile getirilen “Baştan hatalıydı” şeklindeki söylemler, çoğunlukla uygulamanın uzatılması ve kalıcı bir yapıya dönüşmesi ihtimaline yönelik eleştiriler olarak değerlendirilmeli. Zira KKM’nin hayata geçirildiği dönemin koşulları tamamen yok sayıldığında, ortaya çıkan tablo eksik kalıyor.
Neden Başlangıçta Süre Konulmadı?
KKM’nin hayata geçirildiği dönemde en belirleyici unsur, kurdaki hızlı yükseliş ve piyasalardaki kırılgan psikolojiydi. Döviz kurundaki sert hareketler, ekonomik dengelerin yanı sıra beklentileri de hızla bozuyor, bu da kendi kendini besleyen bir güvensizlik ortamı yaratıyordu.
Bu koşullar altında, uygulamaya başlarken net bir süre ilan edilmesinin ters etki yaratabileceği değerlendirilebilirdi. “Şu tarihte sona erecek” şeklinde yapılacak bir açıklama, ilgili tarihe yaklaşıldıkça dövize yeniden yönelimin artacağı ve kur üzerinde ilave baskı oluşacağı beklentisini güçlendirebilirdi. Bu da KKM’nin ilk aşamadaki dengeleyici etkisini zayıflatma riski taşıyordu.
Dolayısıyla süre konulmaması, uygulamanın kalıcı olmasından ziyade, kısa vadede etkisini maksimize etmeye yönelik bir tercih olarak okunabilir. Nitekim ilk dönemde KKM’nin kur üzerindeki baskıyı sınırladığı ve piyasalara zaman kazandırdığı görüldü.
Ancak zaman içinde bu tercihin bir maliyeti de ortaya çıktı. Süre sınırı net biçimde çizilmeyen geçici bir aracın, piyasa aktörleri tarafından kalıcıymış gibi algılanması, uygulamanın beklenenden uzun sürmesine ve yan etkilerinin daha görünür hâle gelmesine neden oldu.
Bugünden geriye bakıldığında
KKM’nin ne tek başına ne bir kurtarıcı, ne de mutlak bir başarısızlık olduğu söylenebilir. Kısa vadede belirli bir işlev gördüğü ve geçiş sürecinde piyasalara zaman kazandırdığı açık. Ancak aynı zamanda, geçici olması gereken bir aracın uzun süre sistemin merkezinde yer alması, yan etkilerin daha görünür hâle gelmesine neden oldu.
Bu yönüyle KKM deneyimi, ekonomi politikalarında geçici araçlar ile kalıcı çözümler arasındaki ayrımın ne kadar önemli olduğunu gösteren dikkat çekici bir örnek olarak kayda geçti.
Kahraman mı, Günah Keçisi mi?
Ekonomi yönetiminde, özellikle kriz dönemlerinde olağan dışı araçlara başvurulması kaçınılmaz olabilir. Bu tür müdahaleler kısa vadede dengeleyici bir rol üstlenebilir. Ancak bu araçların süresi, kapsamı ve çıkış stratejisi net biçimde tanımlanmadığında, geçici ama vaktiyle işe yarayan çözümler zamanla yeni tartışmaların kaynağı hâline gelebilir.
KKM, ne bir kahraman ne de bir günah keçisiydi. Kendi döneminin şartları içinde anlamlı bir refleks olarak ortaya çıktı; ancak süresi uzadıkça tartışmalı hâle gelen bir geçiş aracına dönüştü. Ekonomi tarihine ise doğru zamanda devreye giren, fakat zamanında devreden çıkmanın önemini hatırlatan bir deneyim olarak geçti.
Bugün ekonomi yönetiminde alınan kararlar rahatlıkla eleştirilebilir. Ancak adil bir değerlendirme, bu kararların alındığı günkü şartlar dikkate alınmadan yapılamaz. KKM deneyimi, kararların kendisinden ziyade süre ve zamanlamanın, en az kararlar kadar belirleyici olduğunu açık biçimde gösteriyor.
Ali Değişmiş
- KATEGORİLER:
- | Blog & Makaleler |
- | Ekonomi Haberleri |




You must be logged in to post a comment Giriş