Boşluğun Çağrısı (L’appel du vide): Tehlikeli Bir Dürtü mü, Zihnin Güvenlik Mekanizması mı?
HABERLER
Boşluğun Çağrısı (L’appel du vide): Tehlikeli Bir Dürtü mü, Zihnin Güvenlik Mekanizması mı?
Yüksek bir binanın kenarında dururken, köprüden aşağı bakarken ya da hızlı giden bir araçtayken akla bir anlığına gelen bazı düşünceler çoğu insanı ürkütebilir:
“Ya atlasam?”
“Ya direksiyonu aniden kırsam?”
İlk bakışta rahatsız edici olan bu düşünceler, çoğu zaman yanlış yorumlanır. Oysa psikolojide bu durumun tanımlanmış bir adı vardır ve sanıldığı gibi bir “ölme isteğini” ifade etmez.
Bu tür düşünceler çoğu zaman zihnin tehlike algısıyla birlikte devreye giren bir koruma refleksinin sonucu olarak ortaya çıkar. Beyin, kişinin bulunduğu anın risklerini çok hızlı şekilde tarar ve olası senaryoları bilinç düzeyine kısa bir an için taşır.
Bu durum, sanılanın aksine, kontrol kaybından değil; tam tersine, kontrolün fark edilmesinden kaynaklanır. Kimi zaman bu anlık düşünce, kişinin bulunduğu konumu ve yaşamın kırılganlığını fark etmesine; hatta içinde bulunulan anı güvenle sürdürebiliyor olmanın verdiği bir şükür ve farkındalık hissine dönüşebilir. Dolayısıyla bu düşünceler, niyetin değil, zihnin çevreyi ve bedeni koruma çabasının bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Bu yazı, söz konusu düşüncenin ne olduğunu, neden ortaya çıktığını ve nasıl anlaşılması gerektiğini açıklamak üzere bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır.
L’appel du vide nedir?
Fransızca bir ifade olan “l’appel du vide”, Türkçeye “boşluğun çağrısı” olarak çevrilir. Psikolojide, kişinin herhangi bir zarar verme niyeti olmaksızın, tehlikeli bir durum karşısında aklına gelen kısa, istemsiz ve geçici düşünceleri tanımlamak için kullanılır.
Bu düşünceler:
-
Plan içermez
-
Sürekli değildir
-
Kişinin değerleriyle veya gerçek isteğiyle örtüşmez
Aksine, kişi bu düşünceden rahatsız olur ve genellikle “Bunu neden düşündüm?” diye sorgular.
L’appel du vide, klinik bir tanı ya da psikiyatrik bozukluk değildir; psikolojide istemsiz düşünceler ve tehlike algısıyla ilişkili bilişsel süreçleri betimlemek için kullanılan betimleyici bir ifadedir.
Beyin neden böyle bir düşünce üretir?
Uzmanlara göre bunun birkaç temel nedeni vardır:
1) Zihnin güvenlik kontrolü
Beyin, potansiyel bir tehlike algıladığında hızlı bir risk senaryosu üretir. Amaç, kişiyi tehlikeden uzaklaştırmaktır. Yani bu düşünce:
“Bunu yapabilirsin” değil,
“Bunu sakın yapma” uyarısının zihinsel bir yansımasıdır.
2) Aşırı farkındalık anı
Kişi bulunduğu konumun kırılganlığını bir anda fark eder. Bu farkındalık, zihnin olasılıkları hızlıca taramasına yol açar.
3) Kaygı sinyalinin yanlış yorumlanması
Beynin “geri çekil” alarmı, bilinç düzeyinde “ileri git” gibi algılanabilir. Bu bir algısal çarpıtmadır, niyet değildir.
İntihar düşüncesiyle karıştırılmamalı
Bu nokta özellikle önemlidir.
Boşluğun çağrısı:
-
Anlıktır
-
İstem dışıdır
-
Kişi bu düşünceyi sahiplenmez
İntihar düşüncesi ise:
-
Süreklidir
-
Kaçış isteği taşır
-
Zamanla planlamaya dönüşebilir
Araştırmalar, boşluğun çağrısının psikolojik olarak sağlıklı bireylerde de yaygın olduğunu göstermektedir.
Bu düşünce normal mi?
Evet.
Birçok insan hayatının bir döneminde bu tür düşünceler yaşar. Bu durum, kişinin tehlikeye meyilli olduğu ya da kendine zarar vermek istediği anlamına gelmez.
Asıl belirleyici olan:
-
düşüncenin sıklığı,
-
kontrol edilebilirliği,
-
ve kişinin buna yüklediği anlamdır.
Zihnin karanlık yüzü değil, hayatta kalma refleksi
Boşluğun çağrısı, karanlık bir arzu ya da gizli bir istek değil; beynin karmaşık ama işlevsel bir güvenlik mekanizmasıdır. Bu düşüncelerle karşılaşmak, insan zihninin nasıl çalıştığını gösterir; kişiliğin, değerlerin ya da niyetlerin bir yansıması değildir. Aksine, beyin bu tür anlık uyarılarla bireyi riskten uzak tutmaya ve bulunduğu durumu kontrol altında tutmaya çalışır.
Altını çizmek gerekir ki, bu tür anlık düşünceler paniklenecek değil, doğru bağlama oturtulması gereken zihinsel süreçlerdir. Yanlış yorumlandığında kişide gereksiz kaygı ve suçluluk yaratabilir; doğru bilgiyle ele alındığında ise, zihnin doğasına dair önemli bir farkındalık sağlar. Bu farkındalık, kişinin kendisiyle olan ilişkisini güçlendirebilir ve düşüncelerle duygular arasındaki ayrımı daha net görmesine yardımcı olur.
Sonuç olarak, boşluğun çağrısı insan zihninin karanlık bir yüzü değil; yaşamı sürdürmeye yönelik ince ayarlı bir refleksidir. Bilgiyle değerlendirildiğinde korkutucu olmaktan çıkar, insanın hem bedensel hem zihinsel bütünlüğünü korumaya yönelik doğal bir süreç olarak anlaşılır.
Ali Değişmiş
- KATEGORİLER:
- | HABERLER |




You must be logged in to post a comment Giriş