Gerçek Algılar: Sosyal Medyada ‘Yok Sayma’ Dili Üzerine
Blog & Makaleler
Gerçek Algılar: Sosyal Medyada “Yok Sayma” Dili Üzerine
Sosyal medyada son yıllarda sıkça karşılaşılan bir dil var: Var olan şeyler “yok”, test aşamasında olan projeler “masal”, geliştirilmekte olan teknolojiler ise “kuru gürültü” olarak sunuluyor. Bu dil çoğu zaman bilgi vermek için değil, bir duygu üretmek için kullanılıyor. Tartışma başlatmıyor; küçümseme, alay ve inkâr yoluyla bir algı inşa ediyor. Bu yazı, belirli bir uçağı ya da projeyi savunmak için değil; bir şeyin nasıl ve neden ‘yokmuş gibi’ gösterildiğini, bu söylemin nasıl çalıştığını ve neden özellikle bazı alanları hedef aldığını anlamak için kaleme alındı.
Bu yazıyı kaleme alma gereği, Kızılelma hakkında yapılan bir paylaşımın altında, İngilizce olarak yazılmış kısa ama çarpıcı bir yorumla ortaya çıktı. Yorumda, henüz test ve geliştirme sürecinde olan bir hava aracının, sanki hiç var olmamış gibi küçümsendiği görülüyordu. Dikkat çekici olan, kullanılan dilin bilgi vermekten çok alay etmeye odaklanmasıydı. O anda mesele Kızılelma olmaktan çıktı; asıl mesele, bir gerçeğin nasıl basit bir cümleyle değersizleştirilebildiği ve bunun sosyal medyada ne kadar sıradan hâle geldiğiydi.
1) “Bilgiyle Değil, Duyguyla Konuşan” Bir Alan
Sosyal medya, bilginin değil duygunun hız kazandığı bir alan. Bir cümle, doğru ya da yanlış olmasından bağımsız olarak; öfke, utanç ya da alay hissi uyandırıyorsa hızla yayılıyor. “Olmayan uçaklar mı?” gibi ifadeler bu yüzden etkili: Soru gibi görünür, fakat aslında bir yargıyı çoktan yerleştirir. Okuyucuya bilgi sunmaz; bir his enjekte eder.
Bu dilin gücü, kanıta ihtiyaç duymamasından gelir. Açıklama istemez, kaynak talep etmez. Yalnızca şüphe bırakır ve şüphe çoğu zaman bilgiden daha bulaşıcıdır.
2) “Yok Sayma” Taktiği Nasıl Çalışır?
“Yok sayma” dili, gerçeği doğrudan inkâr etmez; onu yeniden adlandırır. Prototip uçuşu “PR”, test aşaması “oyalama”, geliştirme süreci “bahane” olarak etiketlenir. Böylece gerçek, yalan ilan edilmeden etkisizleştirilir.
Bu yöntem özellikle karmaşık alanlarda etkilidir. Havacılık, savunma sanayii ve yüksek teknoloji; zaman, deneme ve hata gerektirir. Süreci bilmeyen bir göz için bu alanlar sabır ister. “Yok sayma” dili ise sabrı hedef alır.
3) Neden Özellikle Savunma Sanayii?
Savunma sanayii yalnızca teknik bir alan değildir; egemenlik, süreklilik ve bağımsızlık anlamına gelir. Bu yüzden başarısı da başarısızlığı da semboliktir. Eleştiri, çoğu zaman yanlış politikaya değil; hiçbir şey yapılamadığı iddiasına yönelir.
“Yanlış” tartışılabilir. “Yok” ise tartışmayı bitirir. İşte bu nedenle savunma sanayii, algı üretimi için elverişli bir hedef hâline gelir.
4) Somut Bir Örnek: Kızılelma Üzerinden “Yok Sayma” Dili
Kızılelma, bu söylemin nasıl işlediğini görmek için somut ve öğretici bir örnek sunuyor. Jet motorlu bir insansız hava aracı olarak Kızılelma, kamuoyuna açık şekilde birden fazla prototiple uçuşlar gerçekleştirdi, farklı konfigürasyonlar denedi ve test sürecini adım adım ilerletti.
Buna rağmen sosyal medyada sıkça şu tür ifadelerle karşılaşmak mümkün: “Daha envanterde yok”, “savaşta kullanıldı mı?”, “operasyonel mi?”. Bu sorular teknik olarak meşru görünse de çoğu zaman şu örtük sonuca bağlanıyor: O hâlde yok.
Oysa havacılıkta test uçuşu yapmak, var olmanın en somut hâlidir. Uçmayan bir şey test edilmez; test edilen bir platform ise yalnızca geliştirme sürecindedir.
5) Dışarıdan Bakış: Çelişki Nerede?
Dikkat çekici olan şudur: Aynı projeler, dış basında ve komşu ülkelerin analizlerinde ciddiyetle ele alınırken; iç tartışmalarda “hiçlik” ile etiketlenebilmektedir. Bir yerde “denge değişir mi?” sorusu sorulurken, başka bir yerde “zaten yok” denmektedir.
Bu çelişki, projenin kendisinden çok söylemin doğasını ele verir.
5) Test Aşaması Ne Anlama Gelir?
Hiçbir modern hava aracı, bir sabah operasyonel olarak uyanmaz. Test; varlığın ertelenmesi değil, varlığın kanıtıdır. Uçmayan bir şey test edilmez; test edilen bir şey de hayal değildir.
Bir teknolojiyi yalnızca envantere girdiği gün “var” saymak, süreci değil sonucu kutsamaktır. Oysa mühendislik, sonuçtan önce başlar.
Değerli okurlar,
Bu yazı bir savunma metni olarak değil, bir okuma daveti olarak kaleme alındı. Burada amaç; belirli bir projeyi yüceltmek ya da bir tartışmayı kazanmak değil, sosyal medyada giderek normalleşen bir dilin nasıl çalıştığını birlikte fark edebilmekti.
Kızılelma örneğinde gördüğümüz gibi, test aşamasında olan bir teknolojiyi “yok” ilan etmek, teknik bir tespit değil; bilinçli ya da bilinçsiz bir algı tercihi. Çünkü test, başarısızlığın değil; ciddiyetin ve varlığın göstergesidir. Uçan, denenmiş ve geliştirilen bir platformu yok saymak, gerçeği ortadan kaldırmaz; yalnızca bakış açısını sınırlar.
Bu nedenle mesele, hangi uçağın kaçıncı aşamada olduğu sorusundan daha büyüktür. Asıl mesele, hangi kelimelerin hangi amaçla seçildiği ve bu kelimelerin bizde nasıl duygular uyandırdığıdır. Küçümseyen bir dil, çoğu zaman bilgiden değil; sabırsızlıktan ve güvensizlikten beslenir.
Bu metni okuyan siz değerli okurlar için belki de en önemli kazanım şudur: Bir cümleyle karşılaştığınızda artık sadece ne söylendiğine değil, neden böyle söylendiğine de bakmak. Çünkü bazen gerçeğin üzeri yalanla değil, alayla örtülür.
Sessiz kalanların, düşünenlerin ve acele hüküm vermeyenlerin varlığı ise her zaman en sağlam zemindir.
Ali Değişmiş
- KATEGORİLER:
- | Blog & Makaleler |
- | Eğitim Haberleri |



