Connect with us

Toplumu Birbirine Düşürmeye Çalışan Görünmez Mekanizma

Bilişim Haberleri

Yayınlama

-

Dijital Irkçılık Nasıl Üretiliyor? Toplumu Birbirine Düşürmeye Çalışan Görünmez Mekanizma

Sosyal medya artık sadece haberleşme alanı değil; aynı zamanda toplumsal algıların şekillendiği, duyguların tetiklendiği ve kimlik çatışmalarının kurgulanabildiği bir dijital sahne haline geldi. Son yıllarda farklı etnik kökenlere yönelik nefret içeriklerinin belirgin biçimde artması, bunun sadece bireysel öfke değil, planlı ve sistematik bir dijital kutuplaştırma çalışması olabileceğine işaret ediyor.

Bu makalede, ırkçılık temelli dijital provokasyonların nasıl üretildiğini, bu içeriklerin hangi tekniklerle yayıldığını ve toplumları birbirine düşürmek için neden bu kadar etkili olduklarını akademik ve teknik bir yaklaşımla ele alıyoruz.

Amaç korkutmak değil; dijital farkındalık ve toplumsal bilinç oluşturmak.


1. Dijital Irkçılığın Dili: Bizi Kim, Nasıl Kutuplaştırıyor?

Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen bazı örnekler şunlara benziyor:

  • “X kökenliler hep sorun çıkarıyor.”

  • “Y milletinden gelmiş birine güvenilmez.”

  • “Z’ler bu ülkeye zarar veriyor.”

  • “Siz geldikçe kültür bozuluyor.”

  • “Onlar ülkenin asıl sahibi değil.”

Hedef değişse de (Arap, Türk, Kürt, Afgan, Afrikalı, Balkan kökenliler, Farslar vb.) kullanılan dil aynı kalıptadır. Bu paylaşımların ortak özelliği:

1.1 Toplulukları ‘iyi’ ve ‘kötü’ diye ikiye bölmek

“Biz” ve “onlar” ayrımı, kutuplaştırmanın temel aracıdır.

1.2 Bireysel örnekleri topluma genellemek

Bir kişinin davranışı → bir millete atfedilir.

1.3 Duygusal yoğunluk yaratmak

Hakaret, öfke, mağduriyet, tehdit… Bu tür kelimeler zihin yerine duyguları tetikler.

1.4 Öfke döngüsü kurmak

Bir tarafı kışkırtan içerikler, diğer tarafı da tahrik eden içeriklerle birlikte yayılır.

Bu mekanizma, her etnik grup için ayrı ayrı uygulanabilir, nitekim bugün sosyal medyada tam da böyle oluyor.


2. Dijital Kışkırtmanın Profesyonel Teknikleri

Akademik literatüre göre dijital kutuplaştırma şu tekniklerle yürütülüyor:


2.1 Bot Ağları ve Otomatik Hesaplar

Botlar:

  • Belirli kelimeleri tekrar eder,

  • Aynı kalıpta ırkçı yorumlar paylaşır,

  • Gerçek kişiler arasında “çoğunluk böyle düşünüyor” algısı oluşturur.

Örneğin bir gün Araplara, ertesi gün Afrikalılara, sonra Kürtlere veya Türklere karşı nefret içerikleri görünür şekilde artabilir. Bu yönlendirilmiş trafik işaretidir.


2.2 Troll Çiftlikleri

Profesyonel troll ekipleri:

  • Karşılıklı nefret içerikleri üretir,

  • İnsanları tartışmaya çeker,

  • Tartışmayı büyüterek algoritmaların görmesini sağlar.

Bu şekilde küçük bir kıvılcım, binlerce gerçek kullanıcıya ulaşır.


2.3 Yapay Gündem Dalgaları (Polycyclic Manipulation)

Belirli bir ırka dair nefret paylaşımları dalga dalga gündeme sokulur.

  • Bir hafta Araplara karşı içerikler,

  • Sonra Afganlara karşı,

  • Sonra Kürtlere veya Türklere yönelik nefret…

Aradaki süreler özellikle planlıdır. Amaç, “toplum sürekli geriliyor” algısı yaratmaktır.


2.4 Duygusal Tetikleyiciler

Irkçılık üreten içeriklerde en çok kullanılan duygusal tetikler:

  • Aşağılama (“geri kalmış”, “cahil”, “barbar”),

  • Tehdit (“bizi ele geçiriyorlar”),

  • Mağduriyet (“ülke bizim elimizden gidiyor”),

  • Kahramanlık (“biz olmasak düzen kalmaz”).

Bu söylemler, mantık süzgecini devre dışı bırakır.


3. Irkçılık Neden Dijitalde Daha Hızlı Yayılıyor?

3.1 Algoritmalar öfkeyi ödüllendiriyor

Sosyal medya algoritmaları:

  • Öfke,

  • Tartışma,

  • Sert yorum

içeren paylaşımları “etkileşimli” zannedip daha çok kişiye göstermeye meyillidir.

3.2 Kimlik temelli korkular daha hızlı bulaşıyor

Kimliğe yönelik tehdit algıları insanlar üzerinde evrimsel olarak güçlü bir etkiye sahiptir. Dijital ortamda bu çok kolay tetiklenir.

3.3 Görsel ve kısa içerik manipülasyona açık

Kısa videolar, alıntı cümleler, bağlamdan koparılan görüntüler → duygusal tepkileri artırır.


4. Hangi Gruplar Hedef Alınıyor? (Hepsi)

Bu manipülasyon tek tip hedefi seçmez. Sahada görülen örnekler:

  • Araplar

  • Türkler

  • Kürtler

  • Afganlar

  • Farslar

  • Afrikalılar

  • Balkan göçmenleri

  • Çerkesler

  • Alevi–Sünni içerikleri

  • Göçmen–yerli karşıtlığı

Dikkat ederseniz düşmanlaştırılmaya çalışılan kimlik her hafta değişebilir. Bu, olayların organik olmadığını gösteren önemli bir işarettir.


5. Dijital Irkçılık Gerçek Hayatı Yansıtıyor mu?

Sosyolojik verilere göre hayır.

Gerçek hayatta:

  • Farklı etnik kökenlerden milyonlarca insan aynı şehirlerde, mahallelerde birlikte yaşıyor.

  • İşyerleri, okullar, kamu kurumları, özel sektör tamamen karışık yapıda.

  • Evlilikler, ticari ilişkiler, akrabalık bağları son derece iç içe geçmiş durumda.

  • Toplumun çok büyük kısmı ırkçılığı reddediyor.

Bu nedenle sosyal medyadaki aşırı sert içerikler, gerçek toplum yapısının yansıması değil, dijital bir gürültüdür.


6. Kendimizi ve Toplumu Nasıl Koruruz? (Pratik Rehber)

6.1. Genelleme içeren tüm cümlelere şüpheyle yaklaşın

Toplumsal gruplar hakkında “X milleti böyledir”, “Y halkı şunu yapar”, “Z grubu asla değişmez” gibi tümden gelim ile başlayan ifadeler, sosyal psikolojide aşırı-genelleme (overgeneralization) adı verilen bilişsel bir çarpıtmanın ürünüdür. Bu tür cümleler, bireyler arasındaki büyük çeşitliliği yok sayarak tüm bir topluluğu tek bir özellik altında toplamaya çalışır. Dijital manipülasyon kampanyalarının en etkili araçlarından biri de tam olarak bu yöntemdir.

Sosyal medya akışında hızlı yayılan genellemeler, kullanıcıların duygusal tepkilerini hızla tetikler, çünkü insan beyni karmaşık toplumsal olayları basit kalıplara indirgeme eğilimindedir. Manipülatörler, bu bilişsel zaafı kullanarak “biz ve onlar” algısını güçlendirir. Böylece toplum içinde gerilim, öfke ve kutuplaşma kolayca tırmandırılır.

Bilimsel araştırmalar, bir grup hakkında olumsuz genelleme yapan cümlelerin, hedef kitlenin gerçek hayattaki deneyimlerinden bağımsız olarak daha hızlı paylaşıldığını ve algoritmalar tarafından daha görünür kılındığını göstermektedir. Çünkü bu tür içerikler tartışma üretir; tartışma arttıkça etkileşim yükselir; etkileşim yükseldikçe içerik daha geniş kitlelere önerilir. Manipülatörlerin asıl amacı da budur: duygu yüklü genellemeleri dolaşıma sokarak dijital çatışmayı derinleştirmek.

Bu nedenle internette gördüğünüz her “X grubu hep böyledir” cümlesine otomatik olarak şüpheyle yaklaşmak gerekir. Bir topluluk içinde milyonlarca farklı birey, kültür, sosyal sınıf, yaşam tarzı ve karakter varken tek bir sıfatla bütün bir halkı tanımlamak hem bilimsel olarak imkânsızdır hem de çoğu zaman bilinçli bir kışkırtma tekniğidir.

Unutmamak gerekir ki: Gerçek hayatta insanlar, sosyal medyada çizilen karikatürize kalıplardan çok daha karmaşık ve çeşitlidir.

6.2. Öfke uyandıran içeriklere tepki vermeden önce durun

Dijital manipülasyon stratejilerinin temel hedeflerinden biri, kullanıcılarda ani ve yoğun duygusal tepkiler oluşturmaktır. Özellikle öfke, sosyal medya psikolojisinde “yüksek uyarılma duygusu” olarak sınıflandırılır; yani bireyde hızlı harekete geçme, paylaşma, yorum yapma ve tepki verme isteğini artırır. Bu nedenle provokatif içerik üreticileri, duygusal olarak nötr mesajlardan çok daha fazla etkileşim üreten öfke tetikleyici ifadeler kullanır.

Algoritmalar da bu tür içerikleri ödüllendirir. Çünkü öfke yüklü paylaşımlar insanların daha uzun süre platformda kalmasını sağlar; bu da platformlara daha fazla reklam gösterimi ve veri toplama imkânı sunar. Sonuç olarak öfkeyi çoğaltan içerikler hem duygusal olarak kullanıcıyı manipüle eder hem de teknik olarak algoritmalar tarafından görünür hâle getirilir.

Öfkeyle verilen tepkiler, çoğu zaman manipülasyonun hedeflediği sonuca ulaşır:

  • Tartışmalar büyür,

  • Gruplar arasında kutuplaşma artar,

  • İnsanlar “biz-onlar” ayrımına daha kolay sürüklenir,

  • Gerçek bilgi geri planda kalır.

Bu nedenle çevrimiçi ortamlarda görülen bir paylaşımın sizde aniden öfke uyandırması, aslında bir uyarı işareti olarak kabul edilmelidir. Bilgi güvenliği uzmanları, tepki vermeden önce birkaç saniye durmayı, içeriğin kaynağını kontrol etmeyi ve metnin duygusal manipülasyon unsurları taşıyıp taşımadığını sorgulamayı önerir.

Unutmayın: Öfke, manipülasyonun yakıtıdır.
Bir içerik sizde ne kadar hızlı duygusal bir tepki oluşturuyorsa, o kadar fazla sorgulanması gerekir.

6.3. Hesapların gerçekliğini kontrol edin

Dijital manipülasyon kampanyalarının en görünür unsurlarından biri, gerçek kişi gibi davranan sahte hesaplardır. Bu hesaplar bazen tek bir kişinin yönettiği “troll” profiller, bazen de otomatik olarak içerik üreten veya paylaşan bot ağları olabilir. Amaçları, doğal bir kullanıcı topluluğu görüntüsü vererek belirli fikirleri yaymak, öfke üretmek veya toplumu kutuplaştırmaktır.

Yeni açılmış bir hesabın kısa sürede yüzlerce tartışmalı gönderi paylaşması, sürekli aynı temada içerik üretmesi ya da yalnızca tek bir etnik grup, siyasi konu veya toplumsal mesele etrafında mesajlar atması, sahte hesapların en tipik göstergelerindendir. Siber güvenlik uzmanlarına göre bu tür profiller çoğu zaman belirli bir “operasyonel dil” kullanır:

  • Tekrarlayan sloganlar,

  • Keskin kutuplaştırıcı ifadeler,

  • Yüksek öfke dozu taşıyan yorumlar,

  • Çoğaltılmış veya kopyalanmış mesaj zincirleri.

Bu hesapların bir diğer ortak özelliği, doğal sosyal davranış eksikliğidir. Gerçek kullanıcılar farklı konulara ilgi gösterir, günlük yaşamdan paylaşımlar yapar, çeşitli hesapları takip eder ve organik bir iletişim kurar. Buna karşın troll/bot hesaplar çoğu zaman:

  • Profil fotoğrafsızdır veya stok görsel kullanır,

  • Biyografisi boş ya da anlamsızdır,

  • Takipçi–takip edilen oranı dengesizdir,

  • Paylaşımlarının büyük çoğunluğu siyasi/etnik tartışmalar üzerinedir,

  • Tartışma altlarında sürekli aynı cümleleri tekrarlar.

Bu tür hesapların varlık sebebi, normal bir tartışmanın içine yapay bir kalabalık hissi katarak “toplumsal konsensüs varmış” algısı yaratmaktır. Yani aslında üç-beş kişinin yönettiği bir ağ, sanki binlerce kişi aynı şeyi söylüyormuş gibi görünür. Bu da kullanıcıların algısını bozar ve toplumsal tansiyonu artırır.

Bu nedenle bir içeriğin kaynağına bakmak, hesabın geçmişini incelemek ve profil davranışlarını analiz etmek, dijital doğrulama süreçlerinin vazgeçilmez adımlarındandır. Unutulmamalıdır ki: Gerçek bir tartışmayı analiz etmek zordur, ama sahte bir hesabı tespit etmek çoğu zaman birkaç saniyelik kontrolle mümkündür.

6.4. Paylaşmayın

Dijital ekosistemde bir içeriğin değeri, doğruluğundan çok yayılma hızına bağlıdır. Bu nedenle yanlış, manipülatif veya provokatif bir içerikle karşılaştığınızda onu “eleştirmek”, “ifşa etmek” ya da “ne kadar saçma olduğunu göstermek” amacıyla bile paylaşmanız, aslında o içeriğin görünürlüğünü artırır. Algoritmalar, kullanıcıların neyi olumlu neyi olumsuz amaçla paylaştığını ayırt etmez; yalnızca etkileşimi ölçer. Bir içerik ne kadar çok konuşuluyorsa, o kadar geniş kitlelere önerilir.

Bu durum sosyal medya araştırmalarında “ironiyle bile olsa paylaşım etkisi” olarak tanımlanır. Kullanıcılar bir içeriğe tepki gösterdikçe o içerik daha görünür hâle gelir. Manipülatörler de bunu bilir ve dikkat çekmek için tartışmalı, şok edici, kışkırtıcı mesajlar üretirler. Bu içeriklerin amacı, mümkün olduğunca fazla kişinin “bunu paylaşmalıyım” hissiyle davranmasını sağlamaktır.

Bununla birlikte doğrulanmamış içeriklerin yayılması, toplumsal algıyı hızla bozabilir. Özellikle etnik grupları, toplumsal kimlikleri veya hassas konuları hedef alan paylaşımlar, bir anda büyük ölçekli gerilimlere dönüşebilir. Bu yüzden bir içerikle karşılaştığınızda ilk refleksiniz paylaşmak değil, doğrulamak olmalıdır.

Dijital güvenlik uzmanları, provokatif bir içerik gördüğünüzde şu adımları önerir:

  • Kaynağını kontrol edin,

  • Hesabın gerçekliğini inceleyin,

  • İçerikte manipülasyon işaretleri olup olmadığına bakın,

  • Gerekirse resmi kaynaklardan teyit arayın.

Unutmayın: Bir içeriği paylaşmamak da aktif bir tercihtir ve dijital dezenformasyonla mücadelede en etkili yöntemlerden biridir. Provokatif içerikler, kullanıcılar tarafından görmezden gelindikçe etkisini yitirir ve algoritmalar tarafından geri plana atılır. Bu nedenle paylaşmamak, çoğu zaman farkında olmadan yapılan en güçlü dijital savunma davranışıdır.

6.5. Kaynağı doğrulayın

Irkçı söylemler, nefret üreten içerikler ve toplumsal gerilim oluşturmayı hedefleyen mesajların büyük çoğunluğu, doğrulanamaz iddialar, anonim kaynaklar veya tamamen uydurma bilgiler üzerine kuruludur. Çünkü doğrulanabilir bilgilerin yarattığı etki sınırlıdır; oysa belirsizlik, insan psikolojisinde hem merak hem de kaygı uyandırarak içeriğin hızla yayılmasını sağlar.

Dezenformasyon kampanyaları genellikle şu teknikleri kullanır:

  • Kaynağı belirsiz bir “hikâye” oluşturmak:
    “Bir arkadaşımın akrabası…” gibi zincirleme ve doğrulanması imkânsız kişisel anlatılar.

  • İstatistik gibi görünen uydurma veriler:
    “%80’i böyle yapıyormuş”, “Araştırmalar gösteriyor ki…” şeklinde, aslında hiçbir kurum tarafından üretilmemiş rakamlar.

  • Video ve fotoğrafların bağlamından koparılması:
    Başka bir ülkede, başka bir tarihte çekilmiş görüntülerin Türkiye’deki bir etnik gruba aitmiş gibi sunulması.

  • Manipülatif çarpıtma:
    Gerçek bir olayı seçip onu tüm bir gruba genellemek, istisnayı kural gibi göstermek.

Bu tür içeriklerin ortak noktası, kaynak zincirinin izlenememesi ve bilgilerin hiçbir resmi kurum, güvenilir medya kuruluşu veya akademik yayın tarafından doğrulanamamış olmasıdır.

Kaynak doğrulamak, yalnızca “bunu kim paylaşmış?” diye bakmak değildir. Dijital doğrulama süreci şu adımları içerir:

  1. Hesabın geçmişini incelemek:
    Sadece ırkçı veya provokatif içerik paylaşan hesaplar güvenilir değildir.

  2. Paylaşımın orijinal kaynağını bulmak:
    İçeriğin hangi hesaptan çıktığını tespit etmek, çoğu dezenformasyonun hızlıca çürümesini sağlar.

  3. Görsel ve video doğrulama araçlarını kullanmak:
    Tersine görsel arama, fotoğrafın aslında nerede ve ne zaman çekildiğini gösterebilir.

  4. Resmi açıklamalara bakmak:
    Güvenlik olayları, toplumsal meseleler veya “şiddet” iddialarında en doğru bilgi resmi kurumlar tarafından verilir.

  5. Bağımsız doğrulama platformlarını kontrol etmek:
    (Teyit.org, AFP Fact Check, Snopes vb. gibi)
    Bu platformlar özellikle ırk temelli dezenformasyonların büyük kısmını kayıt altına alır.

Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Doğrulanamayan bilgi, güvenilir bilgi değildir.
Irkçı içeriklerin çoğu, tam da bu doğrulanamazlık üzerinden etki yaratır. Bu nedenle bir bilginin kaynağını kontrol etmek, dijital ortamda toplumsal barışı korumanın en etkili yollarından biridir.


Büyük Resmi Görelim: Irkçılık Dijitalde Üretiliyor, Gerçekte Değil

Günümüzde ırkçılık ve etnik kutuplaşma, çoğu zaman gerçek hayattan değil dijital ortamlarda üretilen yapay gerilimlerden besleniyor. Sosyal medya platformları, hem hız hem erişim açısından manipülasyon için son derece uygun bir ortam sunuyor. Bu nedenle planlı dezenformasyon kampanyaları, farklı etnik kimlikleri hedef alarak toplumun zihinsel haritasına “tehdit varmış” algısı yerleştirmeye çalışıyor. Bu, sosyal psikolojide “algılanan tehdit inşası” olarak bilinen bir tekniktir ve toplumsal çatışmaları görünenden çok daha büyük gösterir.

Oysa gerçek hayat, sosyal medyada çizilen bu karanlık tablodan oldukça farklıdır. İnsanlar:

  • Aynı mahallede yaşıyor, komşuluk ilişkileri kuruyor,

  • Aynı iş yerinde çalışıyor, sorumluluk ve üretim süreçlerini paylaşıyor,

  • Aynı toplumsal yaşamı sürdürüyor, ortak kültürel alanlarda buluşuyor,

  • Aynı şehirde, aynı vatandaşlık bağı altında, günlük hayatın doğal ritmini birlikte oluşturuyor.

Toplumsal pratikler, sosyal medyadaki kutuplaşmacı anlatıların aksine, insanların ortaklaşa yaşam kurma becerisinin çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Gerçek hayatta insanlar birbirini etnik kimlik üzerinden değil; karakter, davranış, karşılıklı saygı ve günlük ilişkiler üzerinden değerlendiriyor.

Bu nedenle dijitalde gördüğümüz gerilim, çoğu zaman toplumsal gerçekliğin bir yansıması değil; manipülatif içeriklerin, troll ağlarının ve bilinçli provokasyonların sonucudur. Bu farkı görebilmek, bireylerin hem zihinsel hem duygusal direnç geliştirmesini sağlar, ayrıca toplumun tamamı için ise dijital barış okuryazarlığının güçlenmesine katkıda bulunur.

Ne yazık ki dijital ortamda üretilen bu tür provokasyonların temel amacı, yalnızca çevrimiçi tartışma yaratmak değildir. Bu içerikler, uzun vadede toplumun gerçek hayatta da kutuplaşmasının zeminini hazırlamayı hedefler. Dijital alan, manipülatörlerin toplumsal duyarlılıkları test ettiği, hangi söylemlerin daha hızlı yayıldığını gözlemlediği bir laboratuvar işlevi görür. Çevrimiçi olarak büyütülen her yapay gerilim, insanların günlük yaşamda birbirine karşı daha temkinli, daha kuşkulu ve daha mesafeli hissetmesine yol açabilir. Böylece dijital provokasyon, sanal sınırlar içinde kalmaz; yavaş ve sinsi bir biçimde toplumsal ilişkilerin içine sızarak gerçek hayattaki uyumun aşınmasına katkı sağlar. Bu nedenle dijital içeriklerle fiziksel toplumsal düzen arasındaki bağlantıyı anlamak, modern dezenformasyonun etkilerini kavrayabilmek açısından kritik öneme sahiptir.

Sonuç olarak, gerçek hayattaki uyumu ve ortak yaşam kültürünü korumanın yolu, dijitalde karşımıza çıkan her içeriği sorgulamak, manipülasyon tekniklerini tanımak ve kışkırtıcılığa kapılmamaktan geçer. Dijitalin kurduğu yapay çatışmaları değil, gerçek dünyanın dayanışmasını esas almak, toplumsal barışın en güçlü güvencesidir.

Ali Değişmiş

Senin reaksiyonun hangisi?
+1
3
+1
2
+1
1
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0

Blog

Blog & Makaleler6 gün

KKM Bitti: Kahraman mı, Günah Keçisi mi?

KKM Bitti: Kahraman mı, Günah Keçisi mi? KKM bir ekonomi politikası değil, kriz anında devreye alınmış bir refleks mekanizmasıydı. Türkiye...

Blog & Makaleler1 hafta

Milliyetçilik Kavramının Irkçılıkla Çarpıtılması

Milliyetçilik, aidiyet ve sorumluluk duygusunu ifade ederken; ırkçılık, insanları doğuştan gelen kimlikleri üzerinden yargılar. Bu iki kavramın bilinçli ya da...

Blog & Makaleler2 hafta

İnsanlar Neden Gerçek Hedeflerine Değil, Kolay Hedeflere Saldırır?

İnsanlar Neden Gerçek Hedeflerine Değil, Kolay Hedeflere Saldırır? “İnsanlar çoğu zaman kızdıkları kişilere değil,kızabileceklerini düşündüklerine saldırır.” Sosyal medyada yaşanan tartışmaların...

Blog & Makaleler2 hafta

Farkındalığı Kaybetmeden Yaşamak: Zihinsel Dayanıklılık İçin 6 Pratik

Farkındalığı Kaybetmeden Yaşamak: Zihinsel Dayanıklılık İçin 6 Pratik Dijital çağda bilgiye ulaşmak kolay, doğruyu ayırt etmek zor.Sosyal medya, algoritmalar, hızlı...

Blog & Makaleler3 hafta

Apple ve Google’dan Tarihi Yapay Zeka İş Birliği: Yenilenmiş Siri’ye Gemini Gücü

Apple ve Google’dan Tarihi Yapay Zeka İş Birliği: Yenilenmiş Siri’ye Gemini Gücü Apple ile Google arasında imzalanan yeni yapay zeka...

Blog & Makaleler3 hafta

Türkiye mi, Turkey mi? Bir İsimden Fazlası: Dil, Algı ve Egemenlik Üzerine

Türkiye mi, Turkey mi? Bir İsimden Fazlası: Dil, Algı ve Egemenlik Üzerine Bir ülkenin adı yalnızca bir kelime değildir. O...

Blog & Makaleler4 hafta

Gerçek Algılar: Sosyal Medyada ‘Yok Sayma’ Dili Üzerine

Gerçek Algılar: Sosyal Medyada “Yok Sayma” Dili Üzerine Sosyal medyada son yıllarda sıkça karşılaşılan bir dil var: Var olan şeyler...

Galeri

Blog & Makaleler6 ay

Türkiye İklim Kanunu Hakkında: Gerçekler ve Sosyal Medya Efsaneleri

Türkiye İklim Kanunu Hakkında: Gerçekler ve Sosyal Medya Efsaneleri Türkiye, “2053 net sıfır emisyon hedefi” doğrultusunda en önemli yasal adımlarından birini...

İnternet Haberleri11 ay

Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri

SONY DÜNYA FOTOĞRAF ÖDÜLLERİ:  PROFESYONEL KATEGORİDE FİNALİSTLER VE KISA LİSTELER   Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, 2025 Profesyonel yarışmasının finalistlerini ve...

Blog & Makaleler1 yıl

Google Haritalar’da Köklü Değişiklik

Google Haritalar’da Köklü Değişiklik: Polis Noktaları Artık Görülebilecek Google Haritalar, dünya genelinde milyonlarca kullanıcıya hizmet sunan bir navigasyon ve bilgi...

Blog & Makaleler2 yıl

Teknoloji ve Bilimin Dönüm Noktaları: 6 Mart’ın Anlamı

Teknoloji ve Bilimin Dönüm Noktaları: 6 Mart’ın Anlamı Teknoloji ve bilim, insanlığın ilerlemesinde ve gelişiminde kritik bir rol oynamaktadır. Her...

Teknoloji Galerileri2 yıl

Bakan Uraloğlu: 3. Çeyrek Raporu Sonuçlarını Açıkladı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2023 yılı 3’üncü çeyreği rakamlarını açıkladı. Bakan Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından...

Blog & Makaleler2 yıl

Evrenin İlk Elementi: Big Bang’den Başlangıç Noktasına Yolculuk

Evrenin İlk Elementi: Big Bang’den Başlangıç Noktasına Yolculuk Evren, 13,8 milyar yıl önce, son derece yoğun ve sıcak bir durumdan...

Bilişim Haberleri2 yıl

SİNEMADA YAPAY ZEKA

Sinemada yapay zeka, birçok farklı şekilde kullanılabilir ve hikaye anlatımına, karakter gelişimine, görsel efektlere ve genel film yapımına önemli katkılarda...

Etiket Bulutu

Kategoriler

Trending

SiteLock

Gizlilik Bildirimi

Copyright © 2017-2026 Bilgizone. Yeni Bilgi Noktası. Wordpress Bilgizone Özel Tasarımı ile güçlendirilmiştir.
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Bilgizone harici linklerin sorumluluğunu almaz.